2020 biterken: “Dünyanın Sonuna Doğmuşum”

“Bit artık 2020”, “Kıyamet kopacak galiba”, “Sen git 4 milyar yıllık dünyada sezon finaline denk gel” gibi sözleri bolca duyduğumuz bir yıl oldu. Zor ve bir yanıyla da farklı bir sene geçirdik, depremler, daha önce bu coğrafyada rastlamadığımız doğa olayları, günlük yaşam alışkanlıklarımızı ciddi şekilde etkileyen pandemi… Dolayısıyla, bir yandan bütün bu zorluklarla boğuşurken bir yandan da bizim için yeni olan bazı gelişmelere şaşırmakla geçirdik bu yılı.

İstenmeyen ve şaşırtıcı olan bu olayların nasıl ortaya çıktığını, gelişme dinamiklerini kavramakta zorluk çeken ve bir yandan da doğal olarak yaşananlardan korkan, acı duyan çoğu insan çözümü bu gelişmeleri 2020’ye bağlamakta buldu. Umutsuz, kendini kapana kısılmış hisseden kimileri “Bitsin artık bu yıl” diye haykırdı ağlayarak, kimileri ise yine her şeyi 2020’ye bağlayarak yaşananları mizah konusu haline getirdi ve bu sayede gelişmelerle başa çıkmaya çalıştı ancak maalesef bu şekilde mizah, bir kez daha sorunların kanıksanmasının ve normalleştirilmesinin aracı haline getirilmiş oldu.

Farklı niyetlerle ve duygularla söylenen ancak zemini aynı olan 2020 hakkındaki bu sözler bana, ortaokuldayken ilk defa duyduğum, çoğunuzun söyleyince hatırlayacağı, dönemin gençleri tarafından çokça dinlenen ve müziğini çok beğenmesem de zamanında sözleriyle benim de ilgimi çekmiş bir şarkıyı hatırlattı: Manga – Dünyanın Sonuna Doğmuşum(2009). Kısaca özetlersek şarkıda, insanların duyarsızlığından, var olan gerici zihniyetten, tüketim kültüründen, insanların çürümüşlüğünden öfkeli bir şekilde yakınılıyor. Şarkının çıktığı dönemde gençler arasında hızla yaygınlaşmasının nedeni de yakınılan bu sorunların tüm gençler için gerçek ve derinden hissediliyor olmasıdır. Dolayısıyla şarkıdaki öfke çok haklı ve anlamlıdır.

Diğer yandan ortaya çıkan öfke kadar öfkenin neye yöneltildiği de önemlidir hatta şikâyet edilen sorunların çözümü açısından bu belirleyicidir çünkü öfkeyi yönelttiğiniz şeyi yani sorunun kaynağını doğru belirlediğinizde ancak sorunu yani öfke duyduğunuz şeyi ortadan kaldırabilirsiniz. Şarkıda bu noktada büyük bir problem var maalesef. Birey, toplum ve nesnel koşullar arasındaki ilişki kavranamamış dolayısıyla öfke, sorunları yaratan sisteme değil, halka yönlendirilmiş, sorunlardan insanlar sorumlu tutulmuş. Bu kavrayış eksikliği şarkıda kendini umutsuzluk olarak dışa vuruyor. Bu çok doğal çünkü az önce değindiğimiz gibi sorunun kaynağının yanlış belirlenmesi yani öfkenin yanlış yere yöneltilmesi, sorunların çözümü konusunda da problem yaratıyor. Sonuçta bu kavrayış eksikliği insanları ya yanlış çözümlere ulaştırıyor ya da bu şarkıda olduğu gibi çözümsüzlüğe, umutsuzluğa itiyor.

Şarkının çıktığı 2009 yılında bu yana ise işler daha da kötüye gidiyor. Şarkıda yakınılan tüketim kültürü, çürüme, gericilik, bağımlılık gibi problemler daha da büyürken bunlara yeni sorunlar eklendi: eski cumhuriyetin bütün kazanımları yok edildi, hayat pahalılığı inanılmaz seviyelere ulaştı, doğa inanılmaz şekilde talana uğradı, kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri arttı, barışı tehdit eden ülkeler arası silahlanma yarışı hızlandı vs. Yani bakıldığı zaman 2009’a göre çok daha problemli bir dünya ile karşı karşıyayız. 2020’de yaşadıklarımızı da düşünürsek bizleri öfkelendiren şeyler bugün çok daha fazla.

Bugün bu tabloya bakarken, olan bitenleri şarkıdaki gibi yorumlarsak 2009’a göre çok daha umutsuz olmamız gerekir. Bugüne kıyasla görece daha iyi sayılabilecek 2009 yılında bile gençler o zamanın dünyasına bakıp galiba bu dünyanın sonu, biz dünyanın sonuna doğmuşuz demişlerse, bugün her şey çok daha kötüyken gençlerin yaşananlara bakıp “galiba dünyanın sonu geldi” demesi veya kendilerini umutsuzca 2020’nin bitmesiyle bir şeylerin iyiye gidebileceğine inandırmaya çalışmaları çok doğal.

İlginç olan ve beni bu yazıyı yazmaya iten şey ise bir komünist olarak bugünün dünyasına baktığımda benim de benzer bir öfke taşıyor ve “Dünyanın Sonuna Doğmuşum” diye düşünüyor olmam. Ancak şarkıdaki ruh halinin aksine mutlu ve her zamankinden çok daha fazla umutluyum. Peki bu nasıl mümkün oluyor, benzer hatta çok daha kötü bir dünya, benzer sorunlara duyulan benzer öfkeler ancak birbirinin tam tersi olan iki duygu durumu…  

Öfkenin doğru yere yöneltilmesinin önemi burada ortaya çıkıyor. Benzer öfkeyle, benzer bir dünyaya bakarken birey, toplum ve nesnel koşullar arasındaki ilişkiyi bütünsel bir şekilde kavramayı başardığınızda öfkeyi yönelttiğiniz şey insanlar değil insanları bu duruma iten mevcut sistem oluyor. Bu sayede, biz gençleri umutsuzluğa iten, insanları mutsuz eden bu kötü dünya tablosunun aslında mevcut sistemin çarklarının artık dönmediğinin göstergesi olduğunu da kavrarız. Bu yöntem değişikliğiyle kesin, umutsuz bir son tarif eden o söz, “Kapitalist Dünyanın Sonuna Doğmuşum”a dönüşür ve geleceğe dair muazzam bir umut taşır.

Bu yazıyı yazarken şunu düşündüm:  1. Dünya Savaşı’nın başlamasından bir süre sonra, Çarlık Rusyası’nda yaşayan ve büyük bir yıkımla karşılaşan birçok insan da “Bu yıl bitsin artık şu savaş” sözünü söylemiştir. Ancak tarihten öğrendiğimiz üzere savaş, bitsin artık şu savaş diyenler, savaşı bitirmek ve birçok sorunun kaynağı mevcut düzene son vermek için ayağa kalkana kadar sürdü. Devrim, Rusya için bir yandan bir son olurken aynı zamanda büyük bir başlangıcın ilk adımıydı.

Bugün de meselenin 2020 ile ilgili olmadığını biliyoruz. “Bitsin artık 2020” diyenler 2020’de karşılaştıkları sorunları ve daha birçok sorunu bitirmek için ayağa kalkmadığı sürece sorunlar giderek büyüyecek ve her yeni yıl bize önceki yılları aratır hale gelecek. Bu yüzden acele etmek zorundayız, edilgen bir şekilde bitmesini ummak yerine bir özne haline gelerek “bitirmek” için mücadele etmeliyiz.

2021’in, bizleri sonuna doğduğumuz bu dünyanın yıkılmasına ve yerine kuracağımız yeni dünyanın kuruluşuna bir adım daha yaklaştırdığı bir yıl olmasını diliyorum.

Yazımı bitirirken incelediğimiz şarkıyla benzer konuyu işleyen, insanlar ve sistem arasındaki ilişkinin doğru kavrandığını düşündüğüm alternatif bir müzik önermek istiyorum, madem başka bir dünya öneriyoruz, başka bir müzik de önerelim: 

Murder King – İnsanlar

“Kanla doğdular

Nefretle doldular

Cennetten kovdular

Ateşten dört duvar

Şeytanlar mahkumlar insanlar”

                                                                                                                                              CEMALİ COŞKUNIRMAK