21. Yüzyıldan

Dostlar, yoldaşlarım,
yaşanması gerekeni yaşayan uzak bir geleceğin insanları,
komünizmin insanları
dünyanızdan ne haber?
Yediğinizden, içtiğinizden,
mutluluklarınızdan, sevinçlerinizden,
derdinizden, kederinizden ne haber?
Ekmeği eşit bölüştüğünüzden,
tarlayı birlikte sürdüğünüzden haberimiz var.
Ama nüfusunuz kaç, kaç kişi düşüyor bir haneye?
Hastalıkları yendiğinizden,
virüsleri unuttuğunuzdan haberimiz var.
Ama eliniz, kolunuz, ağzınız, yüzünüz nasıl?
Sonu nereye vardı sapiensin?
Başka başka gezegenlere gittiğinizden,
Kozmos’u keşfe daldığınızdan,
Mars’a kızıl bayrak diktiğinizden haberimiz var.
Ama dünyamızdan, soluk mavi noktadan ne haber?

Bizim bildiğimiz, sizin bilmediğiniz
-yahut bunun tam tersi-
alabildiğine çok şey olmalı.
Sizler okuyacak, izleyecek, dinleyeceksiniz onları.
Sevinecek, üzülecek, beğenecek, kızacaksınız yirmi birinci yüzyıla.
Ve her saniye ayırdına varacak, sımsıkı sarılacaksınız komünizme.
İnsanlar açlıktan ölüyor bizim yüzyılımızda,
hastalıklardan kırılıyor.
Emeklerini satıyorlar cüzi bir miktar karşılığında,
gölgesi para etmeyen ağaç kesiliyor.
Şehirleri bombalıyorlar, kuşların yuvasını bozuyorlar,
birbirlerinin boğazını sıkıp
ölüyorlar, öldürüyorlar…

Sizlerden geçti dostlar,
sizler uzaksınız bu günlere.
Sömürü nedir, hiç bilmeyeceksiniz,
belki unutacaksınız bu sözcüğü.
Ama Marks’ı, Engels’i, Lenin’i
asla!
Asla savaşmayacaksınız.
Ama savaşı, savaşmayı bileceksiniz.
9 Mayıs 1945’i unutmayacaksınız mesela.

Bir komünist partiniz olmayacak.
Neden ihtiyacınız olsun ki?
Ama ezbere sayacak,
saygıyla, hürmetle anacaksınız
eski zamanlardaki yoldaşlarınızı.
Sınır nedir, sur nedir
garip gelecek size.
Belki bundan, içten içe güleceksiniz bize
bir yerden bir yere özgürce atarken adımınızı. Dahası,
bizim bildiğimiz, sizin bilmediğiniz
-yahut bunun tam tersi-
alabildiğine çok şey olacak.
Yoldaşlar,
size nasip oldu o günleri görmek,
duymak, hissetmek, ellerinizle tutmak, koklamak özgürlüğü.
Bizler, günleriniz uğruna,
fabrikada işçinin, tarlada ırgatın, yatakta hastanın uğruna,
uçan kuşun, dalda meyvenin, börtünün-böceğin uğruna,
taşın, toprağın, yerin, göğün, dünyanın, insanın uğruna,
didindik, dayandık, dövüştük, düştük…
Sizlere armağanımızdır hakkınız olan günler,
bizi unutmayın asla.
Dostlar, yoldaşlarım,
dünyanız, örgütlülüğünüze emanet.
Kutlar ve kucaklarım sizi,
yirmi birinci yüzyılın insanları adına.

Yusuf Can Akdağ