5 Ülkeden 5 Komünist Genç Kadına Sorduk: Sosyalizm Kadınların Hayatını Nasıl Değiştirecek?

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dünyanın dört bir yanında on binlerce kadının eşit ve özgür bir yaşam talebiyle sokaklara çıkmasıyla kutlandı.

Kapitalizm en karanlık yüzünü emekçi kadınlara gösteriyor. Yaşadığımız dünyada emek sömürüsünün her çeşidiyle karşılaşan, sistematik bir baskıya maruz kalan kadınlar aynı zamanda bu eşitisizliklerden doğan saldırılarla da karşı karşıya. Ülkemizde gerici AKP iktidarı sayesinde tecavüz ve şiddet rakamlarında ciddi bir artış söz konusuyken her gün daha çok kadın bu kirli düzenden kurtuluşun ancak sömürünün ortadan kalktığı, ayrımcılığın gerçekten sonlandırıldığı bir dünyada mümkün olduğunu görüyor.

Bu sebeple biz de dünyanın farklı ülkelerinden komünist kadınlara, “Kapitalist toplumda bir kadın olmanın en zor yanlarını ve gelecekteki sosyalist dünyada hayatlarının nasıl değişeceğini düşündüklerini” sorduk.

Lígia Fernandes, Brezilya Komünist Gençlik Birliği (UJC) Uluslararası İlişkiler Sekreteri

Covid-19 pandemisiyle patlak veren kapitalizmin mevcut krizi, dünyanın her yerindeki işçilere -özellikle kadınlara- karşı sosyal eşitsizlikleri, sefaleti ve şiddeti derinleştirdi. Öte yandan, tekellerin, bankacıların ve mega-girişimcilerin zenginlikleri ve kârları artmakta. İşçi sınıfına karşı yapılan saldırılar ise yaşam koşullarının önemli bir şekilde kötüleşmesine sebep oluyor. Brezilya’da 13,5 milyondan fazla işsiz var ve bu toplamın büyük çoğunluğunu genç kadınlar oluşturuyor.

Kapitalist kriz, burjuvazinin kârının genç işçilerin yaşayabilecekleri onurlu bir geleceğin imha edilmesiyle sağlanabileceğini gözler önüne seriyorsa, pandemi de bu sistemin başka bir acımasız yüzünü vurguluyor: Cinsel şiddet. Kadın cinayetleri, tecavüz ve saldırganlık oranları evlerimize kapandığımız bu dönemde bile arttı. Görünür şiddete ek olarak, kadınların başka şeylere ayırmaları gereken zaman göz önüne alındığında, aile veya toplum alanlarında bakım ve aile içi görevler üzerindeki yükün artması da söz konusu.

Cinsel şiddeti sona erdirmeyi hedef edinirken nihai hedefi olarak kapitalizmin imhasını benimsemeyem her hareket başarısız olmaya mahkum. Erkekler ve kadınlar için onurlu bir yaşam sınıf sömürüsünün sona ermesi ile mümkün olacaktır. Yaşamımızı güvence altına almamız için sosyalizmin inşası görevi gerekliliğinin yanı sıra aciliyet de taşıyor.

Andrea Costa, Kıbrıs Birleşik Demokratik Gençlik Örgütü (EDON) Merkez Konsey Üyesi

Kadına yönelik baskıyı gerçekten önlemenin tek yolu, bu baskıyı yaratan sistemi ortadan kaldırmak. Her türlü eşitsizliğe, şiddete, esarete ve sömürüye karşı verilen mücadele aynı zamanda sınıf karakteri taşırsa başarılı olabilir. Modern kapitalist toplumun iç yapısı ve yarattığı kriz, kadının doğrudan dezavantajlı bir konumda olmasını sağlıyor. Emekçi kadınların sorunları yalnızca işyerleriyle sınırlı değil, ev içine ve aileye de uzanıyor. Bu yüzden kapitalist toplumda kadınların hayatlarına yönelik iyileştirmeler, örneğin devlet desteğinden yoksunluk, sistemin izlerini taşıyor. Ancak insanın insanı sömürmesinin engellediği, nitelik olarak daha gelişkin bir toplumda bu sorunlar kaçınılmaz olarak ortadan kalkacaktır. Sömürünün ortadan kaldırılacağı sınıfsız bir topluma geçiş esnasında dayatılan toplumsal roller de ortadan kalkacak, temel ihtiyaçlara, sağlığa, eğitime herkes ulaşabileceği için her emekçi kadın kendini gerçekleştirme imkânı bulacaktır.

Inés Isasi, İspanya Komünist Gençlik Kolektifleri (CJC) Uluslararası İlişkiler Sekreteri

Genç bir komünist olarak günlük hayatta karşılaştığım en büyük sorunlar belirsizlik, korku ve çaresizlik. Belirsizlik, çünkü bizlere, emekçilere gelecek hakkında hiçbir şey sunmayan bir sistemde aynı zamanda kadın olarak daha fazla sömürüye, güvencesizliğe mahkum ediliyoruz. Çaresizlik, çünkü bu sistem devam ettiği sürece kadın emekçilerin hep daha alt kademede olacağının ve özgür olmayacağının farkındayız. Korku, çünkü çevremizin her gün erkek şiddetiyle sarıldığının farkındayız. Geleceğin komünist toplumu, erkek yoldaşlarımızla yan yana eşit biçimde ilerlememizi sağlayacak ve kadınların gerçek kurtuluşuna kavuşması için gerekli maddi zemini sunacak. Bugün sahip olduğumuz tüm zincirlerden ve dayatmalardan böyle kurtulacağız.

Afrodite Bamboli, Yunanistan Komünist Gençliği (KNE) Merkez Konsey Üyesi

Bugün 21. yy’ın modern Yunanistan’ında kadınlara yönelik bariz ayrımcılık resmi olarak kanundan çıkarılırken, kadınların sosyal ilişkilerde karşı karşıya geldiği kısıtlamalar aşıldı. Ancak hukuk önünde eşitlik gerçek hayatta eşitlik değildir.  Çalışan kadınlar için sosyal korumanın yetersizliği kadınların annelikle ilgi özel ihtiyaçlarını, ev işleri ile ilgilenip bir aileye sahip olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda daha da açık hale geliyor. Devlet ve işverenler bunlara maliyet gözüyle bakıyor.

Hayatımızın her alanında deneyimlediğimiz ve her türlü şiddet olayına kadar uzanan eşitsizlik en büyük toplumsal eşitsizliğin yani insanın insanı sömürmesinin ifadesidir. Biz sömürü düzenini yıkacak devrim için yani kadını koruyarak, iki cinsiyet arasında eşit ve karşılıklı saygıya dayanan ilişkilerle onu gerçekten özgürleştirecek sosyalist toplum için mücadele ediyoruz.

Ekin Şen, Türkiye Komünist Gençliği YK Üyesi

Bugün genç bir komünist kadın olarak kapitalizmde karşılaştığım pek çok sorun var. Hayatımızın her döneminde karşılaştığımız sorunların yoğunlukları azalıp artsa da sistemden kaynaklanan, süreklileşmiş bazı gerçeklerle karşı karşıyayız. Daha en baştan, çocukluktan itibaren adaletsizliğin olduğu bir dünyada okul öncesi eğitim bile herkesin ulaşabileceği bir hak değil, biraz ilerlediğimizde fırsat eşitsizlikleri ile yüzleşirken buluyoruz kendimizi. Şu an yaşadıklarımdan örnek vereyim, üniversiteyi yeni bitirmiş bir kadın olarak hemen ilk karşıma çıkan, geleceksizlik diye tanımladığımız şeyin gerçekliğiyle yüzleşmem oldu. İş bulamamak, mesleğini icra edememek, buna fırsat bulamamak… Bulduğum tek işte ise aldığım maaşla kendime yetebilmem imkânsız, ancak yine de işi kabul etmek zorunda kaldım. Bağımsızlığın, ekonomik özgürlüğün kadınlar için bu kadar elzem olduğu bir dünyada daha ilk adımda boyun eğmek en can yakıcı yüzleşmemdi.
Ve sosyalist toplumun en büyük farkı hayallerin dahi ideolojik olduğunun bilinciyle tüm toplumun hayallerine ulaşabildiği, buna imkânın ve olanağın bulunduğu bir yaşam olacak. Bir avuç insanın değil, hepimizin, özellikle de bizlerin, emekçi kadınların bu düzende bir geleceği yok. Sosyalizmle ise yarınları kendimiz inşa etmeye başlayacağız.