A. Seçilmiş

Selam olsun aydınlık geleceği var eden ve o gelecekte yaşayanlara!

Sevgili torunlarımız, bu mektubu Türkiye’den yazıyorum. Bu mektubu yazdığım dönemi sömürünün var olduğu son dönemeç olarak nitelendiriyorsunuz kitaplarınızda. Bizim yaşadığımız dönem aynı zamanda bir altüst oluş dönemidir. Karşımızda bizi sömüren, aç açıkta bırakan, savaşlar çıkaran ve salgınları durduramayan çürük ve akılsız bir düzen duruyor.

Bu düzene karşı tarihte birçok kez ayaklandı insanlık, 1871’de 1917’de…Kimi nedenlerle sizin toplumunuza olan yürüyüşümüzde, büyük insanlığa olan yürüyüşümüzde geri çekilmek zorunda kaldık. Bildiğiniz gibi torunlarım, her geri çekilme ileri atılımın bir başlangıcıdır. Bunu gördüğümüz için düştüğümüz yerden kalkıp mücadelemize devam ediyoruz.

 Mektubu yazdığım günlerde dünyamız büyük bir salgın yaşıyor. Bu salgın sizin okuduğunuz, öğrendiğiniz ve asla göremeyeceğiniz karanlık düzeni felç etti. Büyük toplar, tanklar, bombardıman uçakları ve nükleer füzeler; yani insanın insanı öldürmesi için kullanılan silahlar bu salgını yenemedi. Salgına karşı yağmacı ve talancı düzenin askerleri savaşmadı bu salgına karşı. Yukarıda saydığım iğrenç aletlerin hedefi olan bir ada, bir insanlık savaşıyor. Bu küçücük ada ki insanlığıyla tüm dünya halklarına umut oluyor, örgütlü işçi sınıfının gücünü gösteriyor. İşçi sınıfı güçlüdür; dağlar devirir, saltanatlar yıkar ve yıldızları zapt edebilir onun iradesi.

Bir toplantı öncesi yoldaşlarımdan biri: ‘’Sizin için mücadele ediyoruz, geleceğiniz için mücadele ediyoruz.’’ demişti.  Biliyorum, yoldaşımın bu sözleri benim için veya herhangi bir kişi için söylenmiyordu. Yoldaşım bunu size, yani bu mektubun okuyucularına söylüyordu. Gerçekten de bizlerin, yani kapitalizmin son döneminin bilinçli komünist gençlerinin bir iddiası var: Bizler bu düzeni değiştireceğiz. Bundan emin olun, size sözümüz olsun bu.

Sizi bazen kıskanıyoruz, sizin yaşadığınız o ileri toplumda, komünizmde kim yaşamak istemez ki? İnsan için en değerli sözün ‘’yoldaş’’ olduğu ve insanların sözde değil gerçekten özgür ve mutlu olacağı toplumda. Sizin toplumunuzu, sizi göremeyecek olmamıza rağmen tarihsel görevimizin farkında, bilincinde ve sorumluluğundayız. Biz biliyoruz ki ileri olana attığımız her adım sizin varlığınızda, çocuklarınızın tebessümünde, düşüncenizde, anınızda ve hayallerinizde yaşıyor. Bu bilinçle her gün çalışıyor, öğreniyor ve öğretiyoruz.

Karanlık dört taraftan bize saldırıyor ama bu karanlığa rağmen bir ışık damlası kadar ufak olan hedefimizi görüyoruz. Bu hedefe doğru yürüyoruz, sizi ve toplumunuzu göremeyeceğimizi bildiğimiz halde yürüyoruz. Evet, biliyoruz ki yolumuz belirsizdir, yeni zaferler ve yenilgiler, yeni toplanmalar ve dağılmalar… Bu yolda bizi her şey bekliyor, bunu biliyoruz. Gün geçtikçe her kıtadan, her dilden ve her ülkeden gençler eskinin ritminde yürümeyi reddediyor. Bu gençler,  yani komünist gençlik sizin toplumunuzu görmekte, onun kaçınılmazlığını anlamakta ve onun müjdeleyicisi olmaktadır.

Kitaplarını okuyup beğendiğiniz Nazım’ın dediği gibi;

‘’Selamlıyorum sizi yeryüzünün umutluları adına,
Bedava ekmek ve bedava karanfil adına,

Mutlu emeklerle mutlu dinlenmeler adına

‘’Yârin yanağından gayri her yerde, her şeyde, hep beraber’’

Diyebilmek adına

Evlerin,

Yurtların,

Dünyaların

Ve Kosmosun kardeşliği adına.’’