Büyük Ekim Devrimi’nden Bir Portre: Sverdlov

Ekim Devrimi’nin insanlığa bıraktığı mirasa yaşamları en az devrim kadar görkemli olan insanların hayat hikâyelerini de dâhil etmek mümkün. Hamuru devrim mücadelesiyle yoğrulmuş insanların yaşamlarından söz etmek ise bir tarih çalışması olmanın, hikâye anlatmanın ötesinde bir anlama sahip.

Tarihin çarkı, tekil olarak bireyler tarafından değil o bireylerin de içerisinde bulunduğu sınıf kavgalarıyla ileriye itildi. Bunu başa yazıyoruz. Ancak, sınıf kavgasına öncülük eden bireylerin yaşamının, o devrimleri anlayabilmek ve hissedilmek açısından büyük bir değere sahip olduğunu düşünüyorum. Ve bu değer sadece tarihsel değil güncel bir değer. Bu güncellik ise bahsettiğimiz yaşam öykülerinin bugün mücadele edenlerin cevabını aradığı sorulara cevap verebilme gücünden geliyor.

Kapitalizme karşı mücadele edenlerin tüm iktidar olanaklarının kullanımıyla engellendiği bir dünyada, sınıf kavgasını bu engellere rağmen yürütmeyi “nasıl” başaracağımız sürekli sorduğumuz ya da bize sorulan bir soru. Yakov Mihayloviç Sverdlov’un kısa ama mücadele dolu yaşamı, bu soruya yanıt olacak büyük bir zenginliğe sahip olduğu için güncel bir değere sahip olsa gerek.

Sverdlov, 1885 yılının Mayıs ayında Rusya’nın Nijniy Novgorod kentinde ailesinin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Büyük Volga Nehri’nin kıyısında yer alan bu kent, o dönem büyük bir işçi merkezi olan Sormovo’ya oldukça yakındır. Daha o yıllarda, Sormovo kentinde, en az 10.000 metal işçisinin olduğu söylenir. Bu, Nijniy Novgorod’taki sınıf hareketini oldukça güçlendiren bir etken sayılır.

Bir gravür atölyesine sahip olan Sverdlov ailesi pek zengin bir aile değildi. Hatta bunun da etkisiyle Sverdlov pek uzun bir eğitim hayatına sahip olmadı ve devlet lisesinde birkaç yıl okuyabildi.

Sverdlov’un yaşamını belirleyen en önemli noktalardan biri ailesinin devrimcilerle olan dostluğu… Onların evi, Moskova’dan sürgün edilen devrimcilerin sık sık uğradığı bir mekân. Kentin ve ev yaşamının da etkisiyle Sverdlov genç yaşlarında devrimci yazınla tanışır ve kitapları elinden asla düşürmez.

Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi(RSDİP)’nin Nijniy Novgorod’daki ilk örgütü 1901 yılında kurulur ve Sverdlov hemen o yıl RSDİP’de örgütlenir. Henüz 16 yaşındadır fakat propaganda faaliyetlerinden gizli basımevlerinin örgütlenmesine kadar birçok işin üstesinden gelebilecek kadar çalışkandır.

20 Aralık 1901’de Sverdlov’un bir gösteriye katıldığı şüphesiyle tutuklandığı haberi İskra sayfalarında yer alır. 25 Nisan 1902’de ise katıldığı başka bir gösterinin ardından tutuklanır. O yıllardan itibaren polislerin ona taktığı lakap “baş belası” olur. 17 yaşında Çarlık polisinin baş belasıdır ve sürekli takip altındadır.

1902 yılı, Rusya işçi sınıfı tarihinde oldukça hareketli bir yıldır. RSDİP, Sormovo’da binlerce işçinin katıldığı bir 1 Mayıs mitingi düzenler. Bu mitingin ardından kentin neredeyse tüm öncü devrimcileri tutuklanır ve örgüt dağılacak hâle gelir. Bu örgütü tekrardan ayağa kaldıracak kişi Sverdlov olacaktır. Nijniy Novgorod komitesinin kararıyla Sormovo’ya gönderilir.

1903 yılında RSDİP’nin ikinci kongresinde Menşevikler ve Bolşevikler ayrışması haberi ona ulaştığında tereddüt etmeden Lenin’in tarafında yer alır ve parti içerisindeki sınıf uzlaşmacılığına karşı amansız bir mücadeleye girişir.

1903 Nisan’ında üçüncü kez tutuklanır ve bu sefer hapse girmekten kurtulamaz. Delil yetersizliğinden aynı yıl salıverilir fakat sürekli takip altındadır. Devrimci faaliyetlerine devam edebilmek için Nijniy Novgorod’tan ayrılır ve Kostroma’ya giderek yer altı yaşamına ilk adımını atar. 18 yaşına yeni basmıştır.

1905 yılının Ocak ayında, büyük bir tekstil kenti olan Kostroma’dadır. Kostroma’da iki üç ay kaldıktan sonra Kazan’a (Tataristan’ın şimdiki başkenti) geçer. Kazan’da bir süre bulunduktan sonra ise Perm’e giderek örgüt sekreterliği sorumluluğunu üstlenir.

1906 yılında onunla beraber Ural bölgesinde parti çalışmalarına katılmış olan bir yoldaşı ondan şöyle bahsediyor:

“Sverdlov, Ural’da yaşarken aylık 10-20 rubleyle geçiniyordu. Onun dinlendiğini hiç görmedik. Zayıftı ve kısaydı. Kuzgun gibi siyah saçları, eskimiş botlarıyla mitingden mitinge koşardı. Cesareti ve kalıbını aşan o gür sesindeki güvenle gittiği yerlerde herkesi etkilerdi.

Tükenmez enerjisi ve örgütçülük yeteneği sayesinde Ural Bolşevik bürosunu, Perm’in en büyük örgütleri olan Yekaterinburg ve Ufa örgütlerini bir arada tutmayı başardı. Onun kararlılığı ve yeteneğiyle, bozguna uğramış ve dağılmış örgütler tamamen restore edildi; güç, birlik ve sağlamlık kazandı. Ural Parti Komitesi oluşturuldu ve birçok fabrika hücresi kuruldu.”

10 Haziran 1906’da kendisi gibi çalışkan bir Bolşevik olan eşinin de dâhil olduğu birçok parti kadrosu tutuklanır. Sverdlov, bir buçuk yıllık tutukluğuna ek olarak iki yıllık zindan hapsine mahkûm edilir. Hapishane onun için bir üniversite gibidir ve durmaksızın okur. Fakat ciğerlerinden hastalanmaya başlamıştır.  

1909 sonunda yeniden özgürlüğüne kavuşur. Hastalığına ve yasaklara aldırmadan illegal olarak Moskova’ya taşınır. Fakat 1909 Aralığında Moskova’da tekrar tutuklanır ve 1910 yılında Narim’e sürgün edilir. Sürgünde dört ay geçirdikten sonra kaçarak Yekaterinburg’a gider. Perm, Moskova ve ardından Petersburg’a giderek Parti Merkez Komitesi ve Lenin ile iletişim kurmayı başarır.

Petersburg’da Merkez Komitesi’nin verdiği direktifler doğrultusunda çalışmaya devam eder. Ancak aynı yılın sonunda bir kez daha tutuklanır. Sürgün yılları yeniden başlar ve ülkenin en ücra köşelerine sürgün edilir. Bu yıllardaki sürgün yoldaşı Stalin olacaktır. RSDİP’in 1912 Ocağında gerçekleşen konferansıyla partideki Menşevik ve Bolşevik saflaşma ilan edildiğinde ikisi de sürgündedir. Hem Stalin hem de Sverdlov Bolşevik Merkez Komitesi’ne seçilirler.

Sürgünden kaçmanın zamanı gelmiştir. Kendisi de çalışkan bir Bolşevik olan eşinin de yardımıyla Sverdlov sürgünden kaçar ve Petersburg’a geri döner. Burada bir süre bulunur ancak hem kendisi hem de Stalin, Malinovski’nin ihaneti nedeniyle yeniden tutuklanır.

Sverdlov, özgürlüğüne ancak 1917 yılındaki Şubat devrimi ile beraber kavuşur. Ekim’de devrim gerçekleştiğinde ise Tüm Rusya Merkez Yürütme Komitesi başkanlığına seçilir. Devrimin ardından Bolşevik Parti’nin Merkez Komitesi’nde yer almaya devam eder ve birçok önemli görev üstlenir.

16 Mart 1919’da İspanyol gribi nedeniyle hayatını kaybettiğinde henüz 34 yaşındadır.

Yaşam öyküsünü okuduğumuzda görüyoruz ki Sverdlov’un tüm zorluklara rağmen koruduğu şey örgütlülüğü olmuş. Mücadele etmekten, okumaktan, öncü bir komünist olmaktan asla vazgeçmemiş.

Ölümünün üstünden bir asırdan fazla zaman geçmiş olsa da Yakov Mihayloviç Sverdlov, kapitalizmle mücadelenin yollarını arayanlar için örnek olmaya, komünist gençlere bakıp “Bu yaşında sen ne yapabilirsin ki?” diyenlere ise cevap olmaya devam ediyor.

Umut Araz

Kaynaklar:

  1. C. Bobrovskaya, Sverdlov The President of the First Republic Of Labour, Workers Library Publishers
  2. Klavdiya Sverdlova, Sverdlov Urallı Delikanlı, Ceylan Yayınları