Büyükşehir’in gerici kentinde öğrenci olmak

Türkiye’nin neresinde olursanız olun öğrenci kelimesinin peşi sıra hemen çalışan öğrenci profili akıllara geliyor. Günümüzde neredeyse her üç öğrenciden biri eğitim hayatına devam etmek için çalışmak zorunda kalıyor ki bu öğrenciler daha hayatlarını idame ettiremezken gelecek kaygısına kapılmışken öğrencilerden eğitimine odaklanması ve başarılı olması bekleniyor.

Evet, eğitimde eşitsizlik var ve bundan belki de en çok gelir seviyesi düşük semtlerde yaşayan emekçilerin çocukları etkileniyor. Sincan bu yerlerden biri. Bu ilçedeki öğrenciler genel olarak meslek lisesine, imam hatip lisesine gidiyor ya da aileler “okuyacağı yok en azından lise diploması olsun” diyerek çocuklarını açık liseye gönderip bir işte çalıştırıyor. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Sincan’da da öğrenciler yeteneklerine göre liselere yönlendirilmiyor. Bu süreçte çocuğun sınav puanı kadar aile yapısı da oldukça önemli. Dinci gerici aileler özellikle kız çocuklarına imam hatipten başka bir seçenek sunmuyor. Öğrenciler bilimsel eğitimden uzak yetiştirilirken aynı zamanda okulda gördüğü yetersiz eğitimle yetinmek zorunda bırakılıyor. Çoğu bu açığı gidermek için özel ders alma veya dershaneye gitme şansı bulamıyor.

Günümüzde eğitim artık parayla alıp satılan bir metaya dönüştü. Özel okula, dershaneye gitmezsen üniversiteyi kazanamazsın denildi. Niteliksiz, bozuk eğitim sistemi hayatımızda öyle bir normalleşti ki devlet okulunda alacağımız eğitimin ve eğitim koşullarının vasatlığı aklımızda kodlandı. Çocuğunu bir nebze olsun bu dinci gerici eğitimden kurtarmak isteyen ebeveynler özel okullara başvurdu (bu asla ideal bir seçenek değildir) ve bu da aslında demektir ki gericileşme piyasalaşmayı doğurdu. Çocuğunu dershaneye, özel okula gönderemeyense yandı! Hadi diyelim ki çocuklar dershaneye gönderildi; ya çocuklar bir işte çalışarak dershane parasını karşılıyor ya da ebeveynler ekmek parasından kesip çocuğunu gönderiyor.

Genel olarak Sincan’da öğrenciler kitap satın alamaz; kütüphaneden okurlar. Tiyatro veya sinemaya gitme şansı bulamaz; televizyondan izlerler. Hobi edinmekte zorlanır; hafta sonları yevmiye ile çalışarak ailesine destek olurlar. Öğrenciler bilimsel eğitimden uzak,dinci gerici niteliksiz eğitime alıştırılıyor, ucuz işgücü olarak görülen meslek liseli öğrenciler fabrikalara ve aslında patronlara pazarlanıyor ki aynı zamanda  bu meslek liseliler  temel derslerini bile doğru düzgün alamazken onlardan üniversite sınavına da hazırlanması bekleniyor, bilgisayarı ya da evinde interneti olmadığı için öğrenciler uzaktan eğitime hayli uzak kalıyor. Bu cümleler Sincan özelinde düşünülemez… Kapitalist Türkiye’nin neredeyse her noktası için geçerlidir. Dinci gerici iktidar adeta parsel parsel ülkenin eğitimini biçmiştir.

Halbuki eğitim hayatımızın her noktasında bilimsel eğitim almak bizim en temel haklarımızdan biridir ve devlet bu hakkımızı karşılamak zorundadır. Dinci gerici iktidarın eline alıp oyuncak gibi oynadığı eğitim sistemi biz öğrencilerin hayalleriyle oynayamaz. Bu düzen maalesef hayallerimizle oynadığı gibi kimimize hayalimizden vazgeçmemizi söylüyor, kimimize hayal kuracak fırsat bile vermiyor. Nice yıldır biz öğrenciler bu düzen altında eziliyoruz. Eğitimimize odaklanmamız gerekirken daha kahvaltı edemeden akşam yemeğini düşünmek zorunda kalıyoruz. Kimimiz okula yürüyerek gitmek zorunda kalıyor kimimiz kitap paramızı bile çıkaramıyor.

Ancak:

Nitelikli bilimsel eğitim almak mümkün.

Okullarda teori ve pratiğin aynı anda gelişmesi mümkün.

Yeteneğimiz bizi neye yöneltmişse o alanda uzmanlaşmak mümkün.

Okulda bedensel, düşünsel ve duygusal yönlerimizi köreltmemek aksine geliştirmek mümkün.

Okula giderken aynı zamanda bir işte çalışmak zorunda kalmamak mümkün.

Okulda enstrüman çalmayı öğrenmek ve daha birçok sanat dalında uzmanlaşmak mümkün.

Temiz ve hijyenik bir ortamda eğitim almak mümkün.

Dostlar, yukarıda sıraladığım ve daha da sıralayabileceğim her cümle ancak sosyalizmde mümkün. Sermaye sınıfını yok etmeden eşit ve nitelikli bilimsel eğitimin bu düzende var olamayacağı ve sosyalizmin şart olduğunu biliyoruz. Ülkenin ilerici gençleri olarak artık geleceğimize yön vermeliyiz. Böyle gelmiş böyle gitmez, bıktığımızın da farkındayız. Birlikte olmalıyız ve gerici tüm güçleri örgütlülüğümüzle aşmalıyız. Sözün kısası 21.yy dayız ve evet; sosyalizm hala günceldir, sosyalizm hala şarttır.

Beyza KARATAŞ