Eğitimsiz ve Öğretimsiz 1. Yıla Girerken Meslek Liseleri’nin Bilançosu!

Geçtiğimiz yıl 13 Mart tarihinde Koronavirüs salgınının yayılmasını engellemek amacıyla ilk, orta ve yüksek öğrenim tatil edilmişti. 
Ancak meslek liseliler ve öğretmenler okullara çağrıldı, tatile rağmen üretim için okullarına gitmeye devam ettiler. 
Üstelik o dönem yapılan açıklamada, tedbir amaçlı 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, okullara piyasada bulunmayan ve pahalı olan maske ve dezanfektanı üretmeleri için çağırdıkları meslek liselileri unutmuşlardı daha sonra 20 yaş altı çalışan gençlerin ve stajyerlerin bu durumdan muaf oldulari açıklanmıştı.
17 Mart itibariyle farklı şehirlerden pekçok pilot meslek lisesi  piyasanın ihtiyaç duyduğu maske ve dezanfektan üretimini gerçekleştirmek üzere seçilmişti. Daha sonra üretim maliyetini düşürmek ve piyasanın ihtiyacını karşılamak için bu okulların sayılarını her gün arttıracaklardı…
Ayrıca bu üretimler de yetmedi Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, korona virüs salgını ile tek kullanımlık çatal-bıçak üretiminin de ihtiyaca denk düştüğünü, meslek liselerinde çatal-bıçak üretiminin de başlayacağını duyurdu. 
Hatta Mersin’de Atatürk Endüstri Meslek Lisesi Kimmya bölümündan bir öğretmenimiz dezanfektan üretirken yaşanan patlama sonucu hayatını kaybetti! Bu gibi alanlarda uzman olmayan insanlar, bu üretimlere zorlandı…
Meslek Lisesi, Sömürü Meselesi!
Bu süreç bu şekilde katlanarak devam ediyor, bu süreçte ihtiyaç duyulan malzemeleri ya biz ürettik ya da biz üretiyormuşuz gibi gösterdiler. Arttırdıkları ciroları haber yaptılar bununla övündüler, okullarımızın aslında okul olmadığını birer fabrika olduğunu, bizim de genç yaşta ucuz iş gücü olduğumuzu gösterdiler! Ancak yaşadığımız zorlukları biz biliyoruz!
Yeni okul döneminde yenilenen 20 yaş altı sokağa çıkma yasaklarında yine unutulduk ve bir çoğumuz staj yerlerine, tıklım tıklım olan otobüslere otobüs kartlarımız iptal olduğu için binemedik! 
Yapamadığımız stajların staj defteri paralarını ödemek zorunda bırakıldık, okullara sınavlara girmek için çağırdıklarında göremediğimiz derslerden sorumlu tutulduk, sınav saatlerimiz çakışınca ‘bizi ilgilendirmez’ cevaplarını aldık. 
Yalnızca üretim yapan değil, geri kalan meslek liseli arkadaşlarımız staj yeri bulamadılar, coğu okuldan veya MEB’in kendisinden buna dair bir açıklama getirilmedi! Tamamen eğitimin dışında kaldık! 
Hali hazırda yaşadığımız eşitsizlikler ve adaletsizler pandemi sürecinde daha da derinleşti. 
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 19 Şubat 2021 tarihinde yayımlanan genelge ile 1 Mart 2021 tarihinden itibaren başta Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin uygulamalı derslerinin yüzyüze yapılacaği, bunlar dışında kalan dersleri için uzaktan eğitime devam edileceği açıklandı. Bunu da isteğe tabi tuttular.
Ortak kullanım malezeme ve alanlarının, yetersiz atölyelerin, kalabalık grupların devamlı bir arada çalışmaları, sürekli vurgulanan maske ve sosyal mesafe söylemlerini boşa düşürmekte, anlamsızlaştırmaktadır! 
Çünkü biz ayrıca temel hijyen malzemelerine bile ulaşamıyoruz!
Geçen dönem aşamalı olarak açılması planlanan okullar plansızlık ve önlemsizlik nedeniyle tekrar kapatıldı. Eğitim bugün isteğe, dayatmaya ve parçalı bir hale gelmiş durumda. Ve görüyoruz ki yalnızca seyirciler! 
Meslek liseliler olarak bizleri henüz çok erken yaşta sömürüyle tanıştıran bu yağma düzenini değiştirme irademizi büyütüyoruz.Bizlere eşitliğin, özgürlüğün, dayanışmanın değil daha küçük yaşlarda eşitsizliğin, girişimciliğin, rekabetin, kapitalizme bağımlılığın öğretilmesine karşı çıkıyoruz. Bunların emekçiler aleyhine, mevcut eğitimin eşitsizlikleri adına yeniden üretilmesi anlamına geldiğini biliyoruz!
Biliyoruz ki bu sömürüden kurtuluşun tek yolu örgütlü mücadeleden geçiyor. Bizi sermayenin ellerine teslim eden gerici siyasi iktidara, onun savunucularına ve patron sınıfına verdiğimiz cevabımız yükselecek sesimiz daha gür çıkacak, biliyoruz!
Emeğimizi sömürerek zenginleşen bu düzen bize bir yaşam alanı bile sunamıyor artık.


En temel hijyen kurallarından bile yoksun bırakılıyoruz üstelik bunları üretenler biziz. 

Yalnızca ürettiğimiz değil, ürettiklerimize sahip olduğumuz bir düzen kurmanın vaktidir!

Tüm sıra arkadaşlarımızı emeğimize sahip çıkmaya, ürettiklerimize sahip olmaya, örgütlenmeye çağırıyoruz! 

Sosyalist bir Türkiye bizim eserimiz olacak!