En Etkili Aşı

Malum gündem pandemi,salgın ve hâliyle bir de aşı gündemimiz var. Burada ele alacağımız konu uzun bir süredir tartışıla gelen pandemi krizi ve onun ciddi biçimde etkilediği kapitalizmin krizi değil. İçinde bulunduğumuz bir durumun ihtiyacı olarak şekillenen “aşıyı” ele alacağız. Konuyu bir halk sağlığı uzmanı çerçevesinde şekillendirmeyeceğim, -ki herhangi bir uzmanlık alanım da yok- sıradan bir bireyin çağrısı olarak düşünebilirsiniz.

Biliyoruz ki insanlık yıllardır doğada çeşitli mücadeleler vermiş ve bu mücadeleler sonunda artısıyla eksisiyle yoluna devam etmiştir.Bu yol hep iyiye, güzele çıkmamış tabii ki.

İnsanlık sorunlarını aştıkça karşısına başka bir sorunu koymuş. Her sorunun üstesinden geldiği gibi bu sorunları da aşar insanlık, bundan eminiz. Aşılır aşılır ama “Yeterince sorun birikmedi mi? İnsanlık haddinden fazla yorulmadı mı?” demek geliyor her sağlıklı yurttaşın içinden. Bu aşılmalar “ne zaman?”gerçekleşir bilinmez ama “nasıl olur?” Sorusuna çeşitli cevaplar verilebilir.

İçinden geçtiğimiz süreç bize her ne kadar anlamsız gelse de, bizleri çaresizliğe sürüklese de, bu yaşadıklarımızın bir sebebi ve bir çaresi var. Sebebini bir virüse indirgemeyeceğim tabii ki. Virüs ve salgınlar son derece gerçek ve bizler gibi doğanın bir parçası. Fakat içinden bulunduğumuz süreç salgından ibaret değil. Bu süreç haksızlıkların, çelişkilerin, eşitsizliklerin son derece çarpıcı bir şekilde yaşandığı bir süreç. Yazının konusu burayı oluşturuyor aslında. Bu sürecin kaynağına karşı bir çare ilgilendiriyor bizi her şeyden önce. Evet, önümüzde acil bir durum olarak yaşanan salgın var. Bunu son derece önemsiyoruz fakat gerçekten acilen önüne geçilmesi gereken ne? Bunu sormak gerekiyor.

Hastalıktan sonra eşitsizliklerin, adaletsizliklerin son sürat devam edeceğini, hayatımızın gittikçe daha bir zor yaşanır hale geleceğini, bu düzen ayakta kalacağı sürece çok iyi biliyoruz. Bu yüzden bizim virüsle beraber bu düzene de bir bağışıklık kazanmamız gerekiyor. Aşılamada da olduğu gibi bu bağışıklığın tekil tekil bir anlamı yok. Bir toplam ile, bir sınıf ile anlam kazanır bu tepki.

Bütün korkularımıza, hastalıklarımıza, eksikliklerimize, yaşadığımız haksızlıklara, içinde bulunduğumuz sömürüye son verecek olan da bizi bütün tehlikelere, kötülüklere karşı koruyacak olan bağışıklık “örgütlülüktür”. Biz bu aşıyı çok iyi biliyoruz ve ne kadar etkili olduğunu da…

Örgütlülük, her türlü gericiliğe, zorbalığa, adaletsizliğe karşı toplumun bağışıklığıdır. Bizlerin bu bağışıklığa ihtiyacı var. Emekçilerin, aydınların, gençlerin daha güzel ve daha aydınlık bir geleceği elde etmesi için örgütlülüğe ihtiyacı var.

Muhammet Özer