Fatma Yücetaş

İyinin, güzelin, insanca yaşamın var olduğu, hayallerimizin ve mücadelemizin zaferi, biriciği; o büyük insanlığa!

Merhaba,

Nihai zaferimize ulaştığımızda belki ben okuyacağım bu mektubu, belki okunduğunu bile duyamayacağım ama mutlak kuracağımız komünist topluma 2020 yılından seslenmek istedim. Sizlere tüm dünyayı saran bir virüs gününde yazıyorum.

Yaşadığımız sıkıntılardan bahsetmek istiyorum. Solunum yoluyla bulaşan, bağışıklık sistemini etkileyen bir virüs. Bu yönüyle kronik rahatsızlığı olan ve bağışıklığı düşük olan kişiler için ölümcül bir tehlikesi var. Yaşlı nüfusta kaybımız çok fazla ne yazık ki. Emperyalist ülkelerde yaşlıları tedavi etmeksizin ölüme terk ettiklerini görüyoruz. İnsan sağlığını bu denli etkileyen virüs karşısında, patronlar da işçileri çalıştırmaya devam ediyor. Yeterli koruma önlemleri alınmıyor, emeğiyle geçinen insanların sağlığı hiçe sayılıyor.

Bu düzenin adı kapitalizm! Güvencesiz, tedbirsiz çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Bunların yanı sıra kadın olarak bizler, her türlü şiddete maruz kalıyoruz ve katlediliyoruz. Düzen kadının yerini ev olarak nitelendiriyor. Çalışırken ise emeğimiz ucuz iş gücü olarak görülüyor. Kadını çalışırken patronun, evdeyken erkeğin egemenliği altına sokuyor, politika böyle işliyor. Çocukları bile es geçmiyor bu düzen, türlü kötülükleri yaşamak zorunda kalıyorlar. Devlet destekli vakıflarda tecavüze uğruyor ya da yanarak can veriyor çocuklar. Küçücük bedenler çalışmak zorunda kalıyor yaşamak için. Kız çocukları, çocuk yaşta evlendiriliyor, devlet ise göz yumuyor bu yaşananlara. Her gün iş cinayeti, işsizlikten intihar, iş bulamayıp evine çocuklarına bakamayan insanların, kendilerini yaktığı haberlerini alıyoruz. Yaşamak uğruna can veriyoruz. Başımızı soktuğumuz evlere kira ödüyoruz. Su, ısınma, elektrik, ulaşım gibi bütün bu temel ihtiyaçlara para ödemek zorundayız. Üstelik emeğimizin karşılığında aldığımız ücret bunları karşılamaya yetmiyor. Okumak için dahi paramızın olması gerekiyor. Devlet bizleri okurken borçlandırıyor, verilen kredi ihtiyaçlarımızı bile karşılamıyor. Okulu bitirdiğimizde iş garantisi sağlamayan devlet, bizlerden bu kredileri ödememizi istiyor. Ödeyemeyince faiz geliyor ve hayata sırtımızda bir borçla başlatıyor.  Sağlık hizmetinden yararlanmak için de para ödememiz gerekiyor. Bu düzen paran yoksa yaşama hakkın da yok diyor. 

Ama bu mektup ulaştığı zaman, bütün bunlar geride kalmış olacak. Patronların kâr hırsı yüzünden halkın canı tehlikeye atılmayacak. Bilim ve sağlık halkın yararına göre şekillenecek ve bütün önlemler alınacak. Herhangi bir hastalığın salgına dönüşmesi engellenecek. Oturduğumuz evlere, suya, elektriğe, ısınmaya, ulaşıma, sağlığa, eğitime ulaşmak için para ödemek zorunda kalmayacağız. Para ve patron denen illetten sonsuza kadar kurtuluş sağlanacak. Çocuklarımız çalışmak zorunda kalmayacak, onlar hep birlikte korunacak. Her çocuk mutlu olsun istemiştik, yüzlerinden gülümseme eksik olmasın, birinin diğerinden bir eksiği olmasın. Doyasıya oynayacaklar şimdi, bütün Dünya kendilerinindir artık, sınırlarımız yok. Kendimiz için üreteceğiz, başımızda asalak patronlar olmayacak. Kadınlar her alanda kendini var edecek, kadına yönelik aşağılayıcı her şey yok edilecek. Beton yığınları yerine, parklar, bahçeler, oyun alanları olacak. Kimimiz enstrüman çalacak, şarkılar söyleyecek; kimimiz bütün bu güzellikleri resmedecek, kimimiz şiirler, sözler, senaryolar yazacak. Kültür sanat alanında ilerleyeceğiz, her birey kendini geliştirecek. Günün yarısı işte çalışarak geçirilmeyecek. Sevdiklerimizle daha fazla zaman geçireceğiz, birlikte Dünya’yı keşfedeceğiz. Hayvanlar tutsak olmayacak, emekçilerin yarattığı bu Dünya, tüm canlılara yetiyor olacak.

Hak ettiğimiz yaşama kavuşmak için mücadele ediyoruz. Bu mektup daha hızlı ulaşsın diye komünist topluma, şimdi daha fazlasını yapma vakti.