Geleceğe Mektup

Gece göğe baktığımda hep eskiden insanlar bizi nasıl hayal etti diye merak ediyorum. Bir piramit inşaatında çalışan bir köle ne düşünüyordu veya Fransız İhtilali’nde ayaklanan bir köylü. İlkel komünlerde yaşayan insanlar, on binlerce yıl sonrasında kendi türlerinin var olacağını düşünmüşler miydi, acaba nasıl hayal etmişlerdi…

Bizim hayatımız, sizinkine kıyasla çok çirkin zorluklar barındırıyor. Bu yüzden yaşadığımızı hatırlamak için, bizi kendimize her anlamda yabancılaştıran “gündelik” hayatımızdan sıyrılmaya ihtiyacımız oluyor. Ben yaşamı ve var olmayı sevdiğimi hatırlayabilmek için geceleri bu sebeple gök yüzüne bakarım. İşte onlar da baktıklarında acaba ne düşünüyorlardı?

20. yüzyılda doğmuş olanlar olarak bizim bir şansımız var. Olguları iyi okuyabilmemizi sağlayan programlarımız, bilimsel yöntemlerimiz, tarihten çıkardığımız derslerimiz var. Tarihin ilk işçi sınıfı iktidarı bizim tarihsel olarak yakınlarımızda gerçekleşti. Olacakları tahayyül edebilme konusunda bunlar elimizi güçlendiriyor. Bunun sonucunda, içinde bulunduğumuz durumu ve bunun nedenlerini kavradığımızda, bu koşulları değiştirirsek eğer insanlığın nasıl bir hayat yaşayabileceğine dair tahminlerde bulunabiliyoruz. Eskiler bunları yapacak gelişkinliğe sahip değildi.

Komünizme doğmuş olan siz ise pek çok açıdan şanslısınız, geçmişte olanları araştırabilme konusunda eliniz bizden güçlü olacak. Bizim geliştirdiğimiz teknolojiler, zenginleri daha zengin edebilmek için çalışırken aynı zamanda hakkımızda kişisel veri depoluyor. Sizin zamanınızda teknoloji öyle gelişmiş olacak ki, belki kişisel aletleriniz bizim bugün internet ağı olarak kullandığımız bütün verileri tarayabilecek güçte olacak. Dedelerinizin, nenelerinizin gündelik sohbet konuşmalarını, kaygılarını, sevinçlerini, üzüntülerini, korkularını, umutlarını; hepsini okuyabiliyor olacaksınız. Bu sayede insan denen canlının neye benzediğini, hangi koşullarda nasıl yaşadığını daha rahat görebileceksiniz.

Sizi en çok kıskandığım şey başka ama… Toplumunuz, ekonomik çıkarları zıt olan sınıflara bölünmemiş olacak. Gördüğünüz insanların tümü, kendilerinden daha büyük bir bütünün faydasına çalışıyor olacaklar. Bu esnada ürettikleriniz ise bireysel becerilere dayalı rekabetçi iğrenç bir sistem ile üretebileceklerinizden çok daha üstün nitelikli olacak ve birikimli olarak hepiniz daha rahat hayatlar yaşıyor olacaksınız. İnsanlık başarabildiği her şeyi birlikte hareket ettiğinde başardı. Bugün, ellerinde zenginlikleri barındıran bir avuç insanın ayrıcalıklarını kaybetmemek için bizi sürekli birbirimizle kavga ettirdiği, devasa aygıtlarla zihnimize sağdan soldan propaganda pompaladıkları bir dünyada yaşıyoruz. Siz bunun aşıldığı bir dünyada doğdunuz.

Şanslısınız çünkü gününüzün 10 saatini, haftanızın 6 gününü, yılınızın 50 haftasını başkasının hesabına hibe etmek zorunda değilsiniz. Hayal kurduğunuzda birisi “para etmez” diyerek sizi küstürmeye çalışmıyor. Bir tarafında evsizlerin, diğer tarafında kiralık boş dairelerin olduğu bir dünyada yaşamıyorsunuz. Duyduğunuz, okuduğunuz her şeyden doğruluğu konusunda şüpheci olmak zorunda değilsiniz. Bir bütünün, ufak parçalardan daha fazlası olduğunu kabul etmiş bir medeniyette yaşadığınız için, “insan”ın sınırlarını biliyor ve birbirinize güvenebiliyorsunuz. İnanmadığınız şeyler için kendinizi paralamak zorunda kalmıyorsunuz.

Yazdıklarım sizin gelişkinliğiniz yanında anlamsız kalacağı için mazur görün, çünkü bizim kendimizi geliştirmeye pek imkanımız olmuyor ama bizim de sizden şanslı olduğumuz bir konu var, tarihin en onurlu görevini yerine getirecek olan nesil bizimki olacak. Yaşadığınız günlere “kendiliğinden” gelmediniz. Biz bu yüz yıllarda mücadele etmeseydik belki de gezegenimiz yok olacaktı. Biz sizin yaşamınızın tohumlarını atan, gezegene önceden gelmiş öncü birlikler gibiyiz. Bu gezegenin ötesine açıldığınızda hepimizi hatırlayın. Son olarak, size şairimiz Bertolt Brecht’in “Bizden Sonra Doğanlara” şiirini hediye ediyorum. Hepinizi seviyorum.

Ahmet Cem Özkılıç