Hasretle: Hasret Gültekin

Hasret Gültekin

O tezeneyi hangi sokaktan geçerken bir yerlerde dinlenirken birileri mırıldanırken her nerede duyarsam duyayım tanırım; Hasret’indir. Henüz 22 yaşında 1 Mayıs 1971’de doğduğu topraklarda 3 Temmuz 1993’te katledilen Hasret’indir her neyse yüreğine dokunan. Zamansız, canice gelen ölümlerin ardından kaybedilenin yaşı hiç büyümez. Hasret bugün 39’unda değil hâlâ 22’sindedir sanki. Kendisinin ölümünden birkaç ay sonra doğan hiç görmediği oğlundan bile küçüktür bugün.

“bu gece

ben giderim resmim kalır,

belli ki bir hevesim kalır,

gözüm arkada kalmaz,

seni göresim kalır…

sesim kalmaz,

sözüm kalmaz,

yarım kalır bir öykücük,

bozulmuş bir tılsım kalır.”

1990 yılında kaleme aldığı şiirinde olduğu gibi sazına aldıkları da neler olacağını bilir sanki Hasret’in. Bir rastlantı bir hissiyat demek haksızlık olur ya: Aydındır Hasret. Memlekette artan zulmün, baskının, karanlığın elbet bir gün aydınlık yüzlerin canını yakacağını bilir.

22 yıla ne sığdırılır? 6 yaşında bağlama çalmaya başlayan bir çocukluk, sürekli Haydar Acar’ı dinlemek için kaçtığı Kadıköy Anadolu Lisesi’nde bir öğrencilik, ilkini henüz 16 yaşında çıkarttığı 6 albüm, en yaygın hâliyle kullanılmaya onunla başlanacak olan şetle tekniği, eşsiz onlarca eser, bir eş, bir oğul… 22 yaşında canlara şetle ustası, evladına baba; Hace anneye oğul, bizlere ağabeydir Hasret.

“Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli” diye sorar bir türküsünde. Harcanıp gidiyor ömür dediğin Hasret, onurlu bir yaşam kalıyor geriye.

Hasan Hüseyin Korkmazgil, Nâzım Hikmet gibi şairlerin şiirlerine sazıyla ev sahipliği yapar Hasret. Acıyı ne de güzel bal eyler ne de güzel söyler “Dersim Dört Dağ İçinde”yi. Büyütemediği çocuğuna “Canım Oğlum” diye seslenebilmiş daha önce neyse ki.

“Geçip gidiyor her anım çile ile, hüzün ile

Yüreğime sancı saldı

Bile bile, göz göre göre

Çoğu gitti azı kaldı

Geri kalan ömrüm nerede”

Bizim oralarda çok fazla çocuğun adına Hasret konar aklı erer ermez de türküleri dinletilip “bak bu senin Hasret ağabeyin” diye tanıtılır. Sesini kaç yaşımızda bilip, ezber ederiz hatırlamam ya türkülerin en iyi çalıp söylenen pek sevilir mahallede. Hasret gözüyle bakılır her aydınlık çocuğa sanki. Belki buradadır kalan ömrü; doğduğu, can verdiği topraklardadır.

Sivas katliamının aldığı onlarca değerden yalnızca biri Hasret Gültekin. Nedendir bilmem ilk onun adı okunmuş ölenlerin arasında. Behçet Aysan’ı, Metin Altıok’u ve henüz kendisiyle yaşıt sayılacak nice kaybı Hasret’in türküleriyle anacağımızdan mıdır?

“çürür düzen zulüm biter,

kar altında gülüm biter,

vakit ulaşır yolum biter,

bir de yasak ‘adım’ kalır.

toplatılır yazılarım,

yakılır dizelerim,

kurutulur gözlerim,

geride genç ölüm kalır.”

            Yastır, acıdır ama karanlığın kurtuluşu değildir 2 Temmuz. Aydınlığın mücadelesi güç alır Madımak’tan.

            Selam olsun canlara korkusuyla değil ışığıyla…

Eda Çukadar