İkinci Keman

Hükmetmek için insanın paltosu olmalı

Çapraz sırmaları olmalı

Sizin için dokuruz, dünyanın büyük adamları

Biz sefil, biz baldırı çıplak, kefensiz gireriz toprağa

Biz baldırı çıplaklar çıplağız tepeden tırnağa

Ama gün gelir çıkarız tahta, kalmayınca hükmünüz

İşte o zaman kefen dokuyacağız eksi dünyaya

Ta buraya geliyor devrimin homurtuları zira

Biz baldırı çıplaklar, artık çıplak değiliz tepeden tırnağa*

Parti kavramı ilk olarak 1830’lu yıllarda karşımıza çıkmıştır. Parti adlandırması belirli bir siyasî görüşler kümesinin destekleyicilerini ve üyelerini kapsıyordu. İçlerinde farklı görüşleri barındıran, merkeziyetçilikten uzak bir yapıya sahip olan parti kavramının, “part” kökeninden gelmesi de bu tarihsellik ile bağlantılıdır.

Komünist Parti Manifestosu’ndaki “parti” kavramı bu dönemin ruhunu doğal olarak içinde barındırmakta. Parti kavramı bir bütünü kapsamaktadır var olan aslında parti değil bir toplamdı. O dönemin parti kavramı genel anlamda bugün bildiğimiz parti yapısı olarak henüz ortada yoktu. Komünist Parti Manifestosu’nda yer alan komünist parti, aslında Engels’in kuruculuğunu yaptığı Komünist Birlik’tir. Marx ve Engels 1850’lerde “parti” kelimesini Komünist Liga’yı tarif etmek için kullanıyordu. Birlik ve parti kavramı henüz ayrışmamıştı.

Tarihsel karakterler yaşadıkları dönemin insanıdırlar. Marx 1818, Engels 1820 doğumludur, Tarihte 20’liler olarak geçmektedirler, bu sebeple 1830 devrimleri Marx ve Engels’in hayatına önemli bir biçimde etki etmiştir.

Marx ve Engels 1830 Devrimleri olurken henüz çocuk sayılabilecek yaştalardı ve gençlikleri 1830 Devrimlerinin etkilediği bir dünya içerisinde geçti. 1830’da Fransa’da başlayan ayaklanma bütün Avrupa’yı etkisi altına alırken devrimin kendilerini vuracağını hisseden Alman prensler ayaklanmalar başlamadan önce liberal özellikler barındıran anayasaları yürürlüğe koydular.

İlerleyen süreçte, Engels muhalif burjuva medyalarında eleştirel köşe yazıları yazmaya başladı. Gerici babası Engels’i 1842 yılında fabrikada işi öğrenmesi ve muhalif yazılarından uzak durması için İngiltere’nin Manchester kentine gönderdi. Engels sanılanın aksine çok zengin bir yaşam sürmedi 20 yıl boyunca babasından aldığı parayla değil fabrikadan aldığı maaşla geçimini sürdürdü. Babası, 1850 yılı itibariyle parasının komünistlere aktarılmaması için Engels’e maaşından başka para vermeyecekti. Engels, tüm bu zorluklara karşın parasını örgüte ve yaşamını devam ettirmesi için Marx’a aktarmaya devam edecekti.

İlk görüşmeleri değildi, daha önce 1842 yılında karşılaşmışlardı. Marx “Özgürler Komitesi”nden ani ve sinirli biçimde kopmuştu ve Engels’i komitenin bir parçası sandığı için ilk görüşmeleri soğuk ve gergin geçmişti.

Görüşmedikleri iki yıl boyunca Marx ve Engels mektup arkadaşı olmuşlardı. Engels, İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu’nu incelerken ve yazarken sık sık Marx’a mektup yazarak onu bilgilendiriyordu, Marx’ın tabiriyle Engels “düşünce ikiziydi”. Nihayet Marx ve Engels 1844 yılının Eylül ayında görüşebilmişlerdi.

Devrimlerin ve halk hareketliliğinin kızıştığı bir dönemde insanlar cüretkârlaşıyordu. Bu cüretkârlık onları bir şeyi aşmaya ve yeni şeyler kurmaya itiyordu. Büyük düşünsel buluşlar ya da bu düşünsel buluşların temelinin, 19. yüzyılın ilk 70 yılında atılması bu cüretkârlıkla açıklanabilirdi. Devrimler cesareti her alanda gösteriyor, karşı devrimler ise düşünsel süreci arkaya atmaya çalışıyordu.

Genç Hegelcilikten, Feuerbach’ın materyalist etkisiyle kopan Marx, (Engels 1840 yılında zaten bu kopuşu yaşamıştı) şimdi de Feuerbach’tan kopuyordu. Alman İdeolojisi kitabı tam da bu dönemin bir hesaplaşmasıydı. Feuerbach, Hegel’i eleştirirken yerine yeni bir şey kurmuyor, insanlık tarihini dinlerin hakimiyetine göre sınıflandırıyordu, tüm bu tutarsız düşünceleri Marx ve Engels’in kopuşunu hızlandırmıştı.

Engels, burjuva ekonomisinin tüm çelişkisinin kaynağının özel mülkiyet olduğunu 1848 devrimleri öncesinde keşfetmişti.1 Marx ve Engels’in Komünist Parti Manifestosu’nu yazması ve 1848 devrimlerinin çakışması bir tesadüf değil tarihsel bir ihtiyaç ve sonuçtu.

1830 ile 1871 yılları arası insanlık tarihinde büyük bir birikim elde edilmişti. Bir örnek olarak Türlerin Kökeni kitabı da tam bu tarihsel aralığa denk düşmüştür. Dönemin bilimsel gelişmeleri Marxizm’e de etki ediyordu. Marxizm bilimsel verilerin güncellenmesi ile dönüşüyor ve dönüştürüyordu.

Dönemin çeşitli bilimsel buluş ve ilerlemeleri Marxizm’de de yerini alacaktı. Marxizm için o dönem tarihsel olarak eksik sayılmayacak olan fakat şu anın tarihsel perspektifinden baktığımızda karşımıza çıkacak boşluklar Lenin’e kadar eksik kalacaktı. Daha doğrusu yıllardır tamamlanmayı bekleyen noktalar Lenin’le birlikte tamamlanacaktır. Düşünürler, komünist düşünürler de dâhil olmak üzere, var olanı incelemektedirler. Örnek olarak emperyalizmin yorumlanması ve üzerine çalışılması Lenin’in yaşadığı dönemin ihtiyacıydı.

Marx ve Engels, devrimi tamamen kendiliğinden bir sürece bırakmadılar fakat var olan örgütler çok kanatlı ve hareket belirlenimli yapılardı. Hareket belirlenimli yapılar var olan dönem için çok doğaldı çünkü Avrupa kıtası işçi sınıfı açısından gayet hareketliydi. Avrupa’nın bütününün hareketliliği var olan örgütün uluslararası bir örgüt hâline gelmesini sağlıyordu. Yani, Birinci Enternasyonel’e.

1864’te Birinci Enternasyonal yeni örgüt yapısının ihtiyacı ile birlikte kurulmuştu ve içerisinde Proudhoncular, Blanquistler, Bakuninciler, Alman Lassalcılar ve Marksistleri barındırıyordu. Bir süre sonra, Enternasyonal işçileri birleştiren fakat bunu yaparken her grubun kendi siyasal savaşını verdiği bir “er meydanına” dönecekti.

1869 itibariyle Almanya Sosyal Demokrat İşçi Partisi kurulmuş oldu. Marx’ın “takipçilerinin” kurduğu ilk parti olmanın özelliğini taşımakla birlikte hâlâ içerisinde farklı unsurları barındırıyordu. Tüm bunlara rağmen artık parti kavramı şekil almaya başlamıştı, Merkez Komitesi olan, kurulları daha sık buluşabilen bir parti hâline gelmişti.

1870 yılında, Engels, Marx’a bir mektup ile herkesin yıllardır beklediği haberi verdi. Uzun süren masa başı çalışmalarından kurtulmuş, fabrikayı ortağına devretmiş ve 20 yıllık çalışmanın sonunda özgür kalmıştı.

“Yeni özgürlüğüm çok hoşuma gidiyor. Dünden itibaren tamamen bir başka insan oldum ve on yaş gençleştim.” diyerek mektubunu bitiriyordu Engels.

Engels, gerçekten çok genç duruyordu, yaşam biçimi onu diri tutan şeydi. Yaşına rağmen sakalları gürdü ve saçında çok az beyaz vardı. Erkenden kalkıp yürüyüşünü yapıyor, gazetelerini okuyor, işe gidiyor, çıkışında okumalarını yapıyordu. Hafta sonları yaptığı doğa gezintileri, ata binmek ve avlanmak en sevdiği etkinlikleriydi. Hayatında onu en mutlu eden şey ise Marx ve ailesine yaptığı ziyaretlerdi. Marx’ın çocukları Engels’e, Angel(melek) amca diyorlardı ve Engels’in güleç yüzü onların yanına gittiğinde daha da belli oluyordu.

Bilimsel alanla çok ilgiliydi, son çıkan makaleleri takip eder güncel çalışmalar hakkında sık sık notlar alırdı. Marx ve Engels’in düşünsel ikiz olmasının sebebi buydu; bir bütünün iki parçasıydılar. Marx hayatının büyük bir kısmını okuyarak ve yazarak geçirmişti, Engels ise her şeye yetişen ve düzenleyen bir disiplin abidesi. Filoloji tutkusu için artık bolca vakti vardı. Emekliliği ile birlikte vaktini bilime ve Marksizm’in daha iyi anlaşılmasına adadı. Anti-Dühring (Fransa’da ki basımıyla Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm), Doğanın Diyalektiği, İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu, Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni kitapları, Marxizm’i iki önemli ideolojik güce kavuşturuyordu. Birincisi, Marxizm bilimsel alanlara yayılıyor, yeni tartışmalar ve çatışmalar başlatıyor; bu sayede Marksizm akademik alanda her geçen gün güçleniyordu. İkincisi, Marksizm’in en sade hâliyle anlatılması. Özellikle Anti-Dühring ve onun üç fasikül olarak Fransa’da basılan hâli Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm henüz parti kadrolarının bile tam olarak anlayamadığı konulara açıklık getiriyordu.

1870 yılının başıyla birlikte, işçi sınıfı yeniden yükselmeye başladı. Loire taşkömürü havzasında madenciler, Rouen’daki iplik işçileri, Marseille’deki döküm ve araba işçileri, Paris’teki sepet işçileri, fırça işçileri ve marangozlar greve gidiyordu. Dönemin komünistleri düşünceleriyle ve yaşantılarıyla işçiler arasında saygınlık kazanıyordu.

1870 yılında Rus gençlik hareketinden bir grup Marx’ı Enternasyonal’de temsilcisi ilân etmişti. Bu haberi alınca Marx sevinçten havalara uçmuştu. Avrupa merkezci düşünürlerin aksine doğuda Marx’ın görüşleri gelişiyordu, 24 Mart 1870’de yapılan kongrede Marx, Rusya adına konuşma yaptı.

1871 yılı Enternasyonal’in tepe noktasıydı. Tarihî belgelere göre 8, devletlerin tahminine göre 5 milyon üyeye kadar ulaşıyordu. Tüm bunlara rağmen komün yenilgisiyle birlikte çok kanatlı Enternasyonal’in içerisinde bir ortaklık kurulamadı ve dağılma süreci hızlandı.  Paris Komünü ile birlikte ortaya çıkan müthiş enerji ve bu enerjinin bastırılması büyük bir kırılmaya yol açtı. Bu süreçte 1872 yılında Enternasyonal’den ilk olarak anarşistler ihraç edildi daha sonra Enternasyonal Genel Merkezi ABD’ye taşındı ve 1877’de resmen kapatıldı. İnsanlık tarihi, bu süreçte birçok roman, müzik ve şiir ile anılacak devrimler gördü, kan ve öfke barındıran birçok karşı devrim yaşadı.

Enternasyonal’in 1872 kongresinde alınan karar metninin bir kısmında, bu kırılmanın sonucu çok net gözükmektedir.

“İşçi sınıfının bir siyasî parti hâline getirilmesi, toplumsal devrimin zaferini ve nihai sonucunu (sınıfların ortadan kaldırılmasını) garanti altına almak için zorunludur.”2

Parti kavramı konusunda Marx ve Engels’in görüşleri dönüşmeye bu dönemde başladı. Engels, silahlı ayaklanma ile kazanılacak bir devrim stratejisinde vazgeçmiyor fakat artık partilerin seçime girmesini ve genel oy hakkı için mücadele etmesini savunuyordu.  Bu bir yanılgıyı anlama değildi, dönemin ihtiyaçlarına verilen yanıttı.

Paris halkının ayaklanmasıyla birlikte kurulan komün, kanlı bir biçimde bastırıldı. Lafargue, İspanya’ya kaçtı. İspanya’da kaçak olarak zor şartlarda yaşayan Lafargue bir süre sonra siyasî çalışmalarına başladı. Anarşistlerin güçlü etkisiyle çok zayıf bir çalışma olarak kaldı (Anarşistler 1873 yılında iktidara gelecek kadar popülerdiler) ve bir süre sonra Fransa’ya geri döndü.

Almanya Sosyal Demokrat İşçi Partisi, Marxizm’in etkilediği ilk parti olma özelliğini taşıyor. Almanya Sosyal Demokrat İşçi Partisi için, Marxist demekten çok Marx’ın Liebknecht üzerindeki etkisinden bahsetmek çok daha doğru olacaktır. Çok kanatlı Almanya Sosyal Demokrat İşçi Partisi birçok sorun ile karşılaştı. Bu sorunlara müdahale etmek için Gotha Programı’nın Eleştirisi yazıldı.

Gotha Programı’nın Eleştirisinde, Marx’ın mektubundan şu şekilde bir kısım yer almaktadır:

“Aşağıdaki kenar notları, Birlik Programının eleştirisidir, okuduktan sonra lütfen Geib ve Auer’i, Bebel ve Liebknecht’i bunlardan haberdar edin. İşim başımdan aşkın ve doktorların izin verdiğinden çok daha fazla çalışmaktayım. Onun için bu koca kâğıdı “keyfim” için boş yere doldurmuş değilim.”

Marx bu süreçte ilk cildini çeyrek asırda tamamladığı Kapital’in, ikinci cildini hazırlıyordu ve sağlık sorunları her geçen gün daha da kötüleşiyordu. Doktorunun önerisi ve ailesinin baskısıyla birlikte sık sık Londra’dan uzak bölgelere tatile gidiyordu. Hatta sıcak havanın iyi geleceğini bildiği için bir süre ironik biçimde Londra’dan Cezayir’e bile gitti.3

Bu sebeple Kapital yayınlandıktan sonra Fransa’da İç Savaş hâriç çoğu eseri, el yazmaları derlenerek Engels tarafından basılmıştır. Sağlığının ne kadar dayanacağını bilmiyordu (Londra’ya ilk geldiğinde çok kötü bir bölgede 5 yıl hayatını geçirdi) fakat son anına kadar emekçi sınıfların silahının barutunu doldurmaya devam etmesi gerekiyordu.

Bir mektubunda yazdıklarıyla Marx’ın düşüncesini anlayabiliriz:

“Bu çalışmamla işçi sınıfına verebileceğim, herhangi bir kongrede yapacaklarımdan çok daha önemlidir.”

Bu sebeple parti ve kongre ile bağlantıyı genellikle Engels kuruyordu. Askerî geçmişi, ayaklanma deneyimi (Elberfeld ve Baden-Palatinate ayaklanması) ve düzenli yaşamı ile Engels, General lakabını almıştı. Bir alanı çekip çevirmeyi, orayı toparlamayı ve iletişim kurmayı çok iyi şekilde beceriyordu. Öğrendiği yirmi dilden on ikisini mükemmel derecede biliyordu.

Almanya Sosyal Demokrat İşçi Partisi için yazılan ikinci kitap, Anti-Dühring olmuştur. Alaycı bir dille yazılan Anti-Dühring, parti içerisindeki Dühringci grubun baskısı yüzünden neredeyse yayımlanmayacaktı. Engels’in itirazlarıyla parti gazetesinde 10 sayıda tefrika edilen yazın, Dühring’in parti içerisindeki etkisini önemli ölçüde azalttı, fakat sorun kişilerde değildi, yeni Dühringler karşımıza çıkmaya devam edecekti.

İspanyol Sosyalist İşçi Partisi, Lafargue’nin, komün sonrasında iletişim kurduğu Pablo Iglesias tarafından 1879 yılında kuruldu. Bir yıl sonra kurulacak Fransa İşçi Partisi ile birlikte, 10 yıllık süreçte, Almanya, Fransa ve İspanya’da Marksistler’in öncülüğünü yaptığı üç önemli parti kurulmuş oldu. 4 Dünyanın verili durumu artık partinin ulusal alanda mücadelesini zorunlu kılmıştı.

Marx ve Engels, parti yapısı üzerine çok fazla yazı yazmadılar; güncel ihtiyaçlara karşılık verecek biçimde hareket ettiler. İkisi de yaşamları boyunca mevcut durumları, tutarlı biçimde ve işçi sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda yorumladılar. Tarih bir ihtiyaç olarak bizim anladığımız parti yapısını henüz ortaya çıkartmamıştı fakat partileşmenin ülkelere bölünmesi gitgide önemli bir hâle geliyordu.

Uluslararası “parti” olarak başlayan komünizm mücadelesi, ulusal partilere dönüştü. Ulusal partiler ise kısa sürede çoktan düzenle bağlarını kurmuştu. Tarih Lenin’in müdahalesini bekliyordu. Engels, yaşadığı dönemde her seferinde düzen ile bağın kurulmasına karşı hareket etti. Yapıtlarının önemli bir kısmı bu ideolojik ve pratik hattın savunulması içindi.

Bu adımlardan birisi 1889 Kongresi olmuştur. Kongreyi daha önce Genç Köşe’de yazmıştık.5 1889 kongresi, parti içerisinde var olan sapmaları kovuşturmak için atılan önemli bir adım olmuştu, kongre Engels’e göre ölüm kalım anlamı taşıyordu.

***

Engels’in 200. Türkiye Komünist Partisi’nin 100. yaşını kutladığımız bir dönemdeyiz. 2020 yılı, hiç unutamayacağımız bir yıl olarak kaldı. Düzenin krizi ile birlikte toplumsal olarak çözülüş, emperyalizmin kalbinde ayaklanma yaşandı. İnsanlar düzen ile bağını koparmaya başladı, mart ayında yayılımı açısından belki de yüz yılda bir karşılaşacağımız pandemi ortaya çıktı ve kriz daha da derinleşti. 10 Eylül’de 100. yaşımızı kutladık, 28 Kasım’da Genaral’in 200. Yaşını selamlayacağız.

İşçi sınıfının devrimi için çalışanlar, partiyi var edenler ve partiyi ayakları üstüne oturtanlara; Marx’a, Engels’e, Lenin’e ve onların yoldaşlarına selam olsun. Generalin 200.yaşı kutlu olsun. Ona vereceğimiz en büyük hediye partisinin ve mücadelesini verdiği sınıfın iktidara el koyması olacaktır.

Mahir Bayram

Dipnot:

*Lyonlu dokumacıların şarkısı. (Eric Hobsbawn, Devrim Çağı, Dost Kitabevi, 10.baskı)

1 1840 yılında kendisini komünist olarak tanımlamaya başlayan, ideolojik kopuşunu erken dönemde gerçekleştiren ve ekonomi biliminin en gelişkin olduğu ülkede yaşayan Engels, Kapitalizmin kökenini bulan kişi olmuştur. Marx, buluşunu dahiyane olarak bulmuştu. Engels’in mütevazi cevabı “eğer başka zorlukların ve çalışmaların olmasa benden önce sen keşfedebilirdin.” olarak mektuplarda yerini almıştır.

2: https://www.marxists.org/history/international/iwma/documents/1872/hague-conference/parties.htm

3 İronik olmasının sebebi Marks’ın yakın çevresinde lakabı mağripliydi. Yani Kuzey Afrika bölgesinde bulunan bir halkın adlandırması.

4 Fransa İşçi Partisi hariç diğer iki parti bugün bulundukları ülkelerde ya tek başlarına ya da ittifak olarak iktidardalar.

5 https://tkg.org.tr/1889dan-2020ye-mucadele-suruyor/

Kaynakça:

Galina Serebryakova, Ateşi Çalmak, Ginko kitap, Kasım 2018

Karl Marx ve Friedrich Engels, Gotha Programı’nın Eleştirisi, SOL Yayınları

Friedrich Engels, Anti-Dühring, SOL Yayınları, Kasım 2018

Eric Hobsbawm, Dünya Nasıl Değişir: Marx ve Marksizm Yazıları, Agora Kitaplığı,2011