İnsan Soyu Üzerine Denemeler

Z Kuşağına

1.

Önce söz vardı.

Bir ağaç bulduk, hünerimizle yonttuk.

Ve saz doğdu.

İşte böyle saz ve sözle geçti yıllarımız.

Dağlara çoğaldık, ormanlara çoğaldık.

Bir olduk, bin olduk yollara çoğaldık.

Bir sabah duvarlara kalktık, duvarlarla uyandık.

Bir tapınağın içine hapsolmuştu ekmeğimiz.

Gün o gündür ne kamçı eksildi sırtımızdan ne semer.

Her saniye bir delik daha açıldı kemerimize.

Ter ve tuz içinde birbirini kovaladı günler

ve yitirdik kimi şeyleri bir koşturmanın içerisinde.

Yüce soyum, yüce soyum…

Kıllarına deva bulup derdini unutan soyum.

2.

Müthiş bir akılla kavramış olmalıyız hayatımızı.

Öyle ki

Kafamızın gücüyle yaratmışız en büyük aptallıklarımızı.

Şaşırmışız gök gürleyince,
yer yarılınca korkmuşuz.

Bir tanrı doğurmuşuz, tapmışız çirkince.

“O yapar”, demişiz, “O eder”

Ve yıllarla yıllar,

yapıp eylemişler

bir delik daha açanlar kemerimize.

Yüce soyum, yüce soyum…

Nil’den korkup Ay’a çıkan soyum.

3.

“Biz de yapabiliriz”, demiş, bazılarımız,

“Biz de edebiliriz”

Gözlerimiz dağlanmış o dak’ka, çürümüş etlerimiz.

Kafa derilerini kesmişler en güzel günlerimizin,

zincire vurmuşlar en güzel günlerimizi.

“Eppur Si Muove”[i], demişiz,

“Cogito Ergo Sum”[ii]

Yüce soyum, yüce soyum…

Tanrısından usanıp tanrılığına dönen soyum.

4.

Demir çoğalmış, kömür çoğalmış.

Kentler çoğalmış umarsızca,

  ekmek çoğalmamış.

Şekeri döllemişiz, kumaşı döllemişiz,

plastiği döllemişiz, kağıdı döllemişiz,

  döllememişiz ekmeği.

Dölümüze bile el koymuş bazılarımız.

“Biz yaptık”, demiş, bazılarımız,

“Biz ettik”

İşte böyle

ateşi ve ihaneti tatmışız.

Yüce soyum yüce soyum…

Tanrılığa kanıp tanrıyı kul eden soyum.

5.

Bir devir geldi ki tüm devirleri eritti.

Taşı, bakırı, tuncu, demiri eritti.

Kılımızı, tüyümüzü unutup derdimize döndük.

Gözleri dağladık, etleri çürüttük.

Kafa derilerini kestik en güzel günlerimize kıyanların,

zincire vurduk zinciri bulanları.

Yüce soyum, yüce soyum…

Fabrikada yatıp uzayda kalkan soyum.

6.

Kaybettik.

Her şeyimizle kaybettik.

Her şeyimizi kaybettik.

Ve döndük tekrar kıllarımıza, tanrılarımıza.

Nil’den korkmaya başladık tekrar.

Dünyamıza kapandık bir ayağımız uzayda kalsa da.

Çünkü kurtuldu zincirlerinden zinciri bulanlar.

Büyük bir iştahla başladılar yeniden kafa derimizi soymaya

Yüce soyum, yüce soyum…

Yüceliği yitirip alçaklığa soyunan soyum.

7.

Bir karanlık tünelden geçtik.

Korktuk, kapandık, sindik

ama yine de yürüdük.

Birbirimize sarıldık,

korkularımız dindi,

terimizle yunduk,

arındık,

büyüdük.

Bir kanlı bayraktık yerde, doğrulduk.

Bir avuç tohumduk, serpildik.

Ve belki bir devirle,

bir devrimle belki

anılır da

biz de mutlu oluruz.

Başka bir dünyada

başka bir şiire konuk oluruz.

Yüce soyum, yüce soyum…

Kendine rahman, kendine rahîm olan soyum.

Yusuf Can Akdağ


[i] “Ama Yine de Dönüyor” Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü düşündüğü için kâfirlikle suçlanarak ölümü istenen Galileo Galilei tarafından söylendiği rivayet edilen söz. Efsaneye göre Galileo, yaşamak için Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğü teorisini yalanladıktan sonra bu cümleyi sarf etmiştir.

[ii] “Düşünüyorum, Öyleyse Varım” René Descartes’ın Batı rasyonalizminin kurucu elementi olan felsefi sözüdür.