İsrail Komünist Gençlik Birliği TKG’nin sorularını yanıtladı

Türkiye Komünist Gençliği 1967’deki İsrail işgalinin yıldönümünde İsrail Komünist Gençlik Birliği’yle bir söyleşi gerçekleştirdi.

Türkiye Komünist Gençliği’nin sorularını yanıtlayan İsrail Komünist Gençlik Birliği, emperyalizmi ve savaşı reddetmenin halkların ortak çıkarına olduğunu savunuyor. İsrail’deki hem Arap hem Yahudi gençler arasında örgütlenen Komünist Gençlik Birliği, mücadelesini şu sözlerle özetliyor, “Yahudiler ve Araplar olarak sosyalizm ve barış yolundaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Hiçbir hükümet ve hiçbir devlet bir halkın veya bir ulusun varlığını engelleyemez.”

Bugün 5 Haziran 2020, İsrail’in Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze şeridi, Suriye Golan ve Sina yarımadasını 1967’de saldırganca işgal etmesinin 53. yıldönümü. Bu tarihin önemi ve 53. yıldönümünün özel anlamı nedir?

5 Haziran 2020, İsrail’in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Körfezi’ni, Sina Yarımadası ve Suriye’ye ait Golan’ı işgal ettiği 1967 Savaşı’nın 53. yıldönümü.

Bu yıldönümü, İsrail hükümetinin ilan ettiği, Amerikan yönetiminin “Yüzyılın Anlaşması” diyerek desteklediği, aslında bir felaket olan, işgal altındaki Filistin topraklarını ilhak niyetinin gölgesi altında geçiyor. Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı elinden alınırken, 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını engelliyor, uluslararası anlaşmalara göre iade edilmesi gereken mültecileri hapsediyor, işgali derinleştiriyor ve ayrımcı bir rejim oluşturuyorlar.

Netenyahu hükümeti ve Trump yönetimi, kurguladıkları egemenlik planları doğrultusunda bölgedeki çatışmayı körüklüyor ve bir de özellikle şu günlerde dünya COVİD-19’un sağlık, sosyal yaşam ve ekonomi üzerindeki etkileriyle meşgulken işledikleri suçların, savaş suçlarının karşısında dünya kamuoyunun sessiz kalmasını bekliyorlar.

İsrail güvenlik güçleri Filistin halkına ve gençlerine karşı baskı ve şiddet politikasını sürdürüyor. Bu durum İsrail’deki gençlerin yaşamlarını nasıl etkiliyor?

1948’deki Nakba’dan sonra memleketlerinde kalan Filistinli Araplar ve İsrail vatandaşı Filistinli gençler, ki bu İsrail nüfusunun %20’sine tekabül ediyor, sosyal adalet ve eşitlik için mücadele ediyorlar. Bu mücadeleyi hem bir Filistinli hem de bir İsrail vatandaşı olarak sahip oldukları haklar uğruna sürdürüyorlar.

Filistin gençliği ırkçılıkla, işgalle ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldı. Yani onlar için Nakba süreci hala devam ediyor.

İsrail’de aşırı sağcı kanadı destekleyen hükümet, barışa inanmayan, uzlaşmaktan çekinen ve bölgedeki tek çözümün işgali devam ettirmek olduğunu düşünen bir nesil yetişiyor. 18 yaşına gelen Yahudi ve Dürzî gençler Filistin’in işgali için İsrail ordusunda zorunlu askerliğe alınıyor ve böylece başka gençlerin hayatı işgal ediliyor.

Filistinli yeni nesil 1987’deki Birinci İntifada’dan sonra doğdu ve 2000’deki İkinci İntifada’yı zar zor deneyimleyebildi. Aynı nesil, Filistinlilere bağımsızlık vermesi ve işgali sonlandırması beklenen “Oslo Mutabakatı” koşullarında büyüdü. Fakat, barış ve bağımsızlık için verdikleri mücadele İsrail ve Filistin yönetimleri tarafından ihanete uğradı. Amansız İsrail işgali bu süreçte bölgeye daha da kapsamlı biçimde yerleşti. Çocuklar ve gençler İsrail’in yerleşimlerinin kendi vatanlarını yutmasına, arkadaşlarının ve ailelerinin tutuklanmasına ve öldürülmesine, askerlerin mahallelerini ve mülteci kamplarını işgal etmesine şahit oldular.

Filistin Halkı 72 yıldan daha uzun süredir, politik haklarından vazgeçmeksizin, sömürgeci İsrail işgaline karşı mücadelesini sürdürüyor. Nakba nesli hayatta kalmaya ve Filistin davasını canlı tutmaya odaklanmıştı. Bundan sonra gelen nesiller de mücadeleyi geliştirip politik haklarını elde etmeye odaklandı.

İsrail halkı da ırkçı söylemlerle halkı bölen ve insanların büyük bir kısmını yoksulluğa mahkûm edip üstteki küçük bir azınlığı zenginleştiren, sosyal refahı yok ederek askeri şirketlere destek veren ve savaş kışkırtıcılığı ile bir korku ağı kuran neoliberal hükümetle mücadele ediyor.

Şu anki hükümet gençliğin barıştan ve çekilen acıları sonlandıracak olan çözümlerden umudu kesmesini istiyor.

Bizim için, yani Komünist Parti ve Komünist Gençlik için başka bir yol daha var. Bizler barışın ve sosyal adaletin iki halk için de sağlanabileceğine inanıyoruz. Bu yüzden, yoldaşlarımız İsrail ordusuna hizmet etmeye veya askeri hapishaneye düşmeye karşı çıkıyorlar.

Peki İsrail’deki gençler Filistin’in bağımsızlık mücadelesine nasıl katkı sunabilir?

“Diğer ulusları işgal eden bir ulus özgür olamaz.”

İsrail gençliğinin de işgale karşı yürütülen direnişte rol alması gerektiğine inanıyoruz.

18 yaşına gelen Yahudi ve Dürzî gençler askerliklerini yapmak zorundalar, yani Filistin’i işgal etmek üzere Batı Şeria’ya veya Gazze’ye gönderilecekler. Fakat daha fazla genç askerlik yapmayı reddederse ve Filistin halkının temel haklarını savunursa iki ulus için de barışçıl bir umut belirir. Bu nedenle İsrail Komünist Gençlik Birliği olarak bizler, mücadelenin ortak olduğuna inanıyoruz. Bu sebepten ötürü bir Yahudi-Arap örgütüyüz ve işgalci güçlere karşı olan herkesi destekliyoruz. İsrailli gençlerin anlaması gerekiyor ki işgal iki ulus için kalıcı barışı engelliyor. Gençliğin işgali sonlandıracak olan gerçek devrimi yapacak üstün güce sahip olduğuyla sözü bitiriyoruz.

İsrail’de mücadele eden bir komünist gençlik örgütü olarak, ülke içerisindeki gücünüzü ve örgütlülüğünüzü artırmak için neler yapıyorsunuz?

İsrail Komünist Gençlik Birliği olarak biz kendimizi askeri baskıya, savaşa, işgale karşı İsrail ve Filistin halklarının bağımsızlığını ve haklarını güvence altına almayı amaçlayan bu mücadeleye adadık. Emperyalizmi ve savaşı reddetmek halklarımızın ortak çıkarına ve biz kazanacağız!

İsrail’in askeri devletini ve etnik ayrımcılığını eşit şekilde reddeden İsrailliler ile Filistinliler arasındaki derin dayanışmanın, yeni bir yaklaşımın, ortak direnişin bir örneği olabileceğine inanıyoruz.

Biliyoruz ki, böylesine karmaşık bir durumda hamle yapmak oldukça zor fakat tam da bu sebepten faşizmin her şekline karşı direnişimize bu şekilde devam etmek zorundayız.

Biz, Yahudiler ve Araplar olarak sosyalizm ve barış yolundaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Hiçbir hükümet ve hiçbir devlet bir halkın veya bir ulusun varlığını engelleyemez.

Komünist Gençlik Birliği 1924’te henüz İsrail yokken kuruldu, yani bu ülkede köklü bir örgütüz. Bugün farklı köylerde ve kasabalarda 25’ten fazla örgütümüz var, Filistin toplumundaki en büyük ve en eski örgüt olarak, Yahudi bölgelerinde gücümüzü artırmaya ve yeni örgütler kurmaya çalışıyoruz.

Bunlara ek olarak, ilkokul ve lisede düzeyindeki çocukları da kapsayan bir piyoniyer örgütümüz var ve onlara uygun etkinlikler de düzenliyoruz. Komünist Gençlik Birliği lise öğrencilerini ve genç işçileri de bünyesinde barındırıyor. Her birim, köy, kasaba veya ilçelerindeki gençler için haftalık toplantılar ve etkinlikler düzenliyor. Üniversitelerdeki yoldaşlarımız büyük kısmını bizim oluşturduğumuz “öğrenci cephesi”ni örgütlüyor. Bütün bu farklı alanlardaki gençleri tek bir mücadeleye katıyor, faşizmle mücadele konusunda da bilgilendiriyoruz.