‘’Köylüyü şeherliye sevdiren adam!’’

Pek de değerbilir bir toplum olmadığımız halde…

Ahmet Say ‘Müzik Üzerine’ kitabında Ruhi Su bölümüne bu sözlerle başlıyor. İlk önce Ahmet Say’dan başlayalım; küçük yaşta özel dersler alarak piyanoya başlayan, ilerleyen yıllarda müzikolojiye ilgisiyle, türkü, ağıt, masal ve destanlar derleyen özel bir aydınımız. 1968’de de haftalık ‘’Türk Solu’’ dergisinin yazı işleri müdürlüğünü, yine bu yıllara takiben dergisinin sorumlu yazı işleri müdürlüğü ve sahipliğini üstlenmiş bir emekçi, aydın.
Popüler yanıyla da ifade edecek olursak Fazıl Say’ın babası. Bu birikimin babadan oğula doğru geçtiği kesin.Ahmet Say’ın babasının ismi de Fazıl. Oğul Fazıl’a dededen miras ismi.

Konumuz Ahmet Say’ın da sunduğu ortak bir Ruhi Su fotoğrafı. Ruhi Su denince; hayat hikayesinde acıklı ayrıntılar, anne ve babasız bir çocukluk, trajik olaylar da geliyor. Fakat yöntem olarak Ruhi Su’yu toplumun hafızasına taşıyan kimi özellikler üzerinde durmayı merkeze koymak tercihindeyiz.

Ankara’da Musiki Muallim Mektebi’nin Ankara Devlet Konservatuarı’na dönüşmesi üzerine, konservatuvarın ‘’Şan Opera’ bölümünde eğitim görüyor. Dünyaca tanınmış, ün salmış Karl Ebert’in öğrencisi olarak, bu serüveni 1942 yılında başarıyla sonlandırıyor. Aynı yıllar Ankara Devlet Operası’nda göreve başlıyor. Opera klasiklerinde birçok eserde solistlik, aynı zamanda Anadolu’da yıllarca süren türkü derlemeleri…

İlerleyen yıllarda Aşık Veysel onun için ‘’Köylüyü şeherliye sevdiren adam!’’ demişti.

1943 -1945 yılları arasında Ankara Radyosu yoğun ilgi gören programlar, Ankara Halkevi ‘’Türkü resitalleri’… Ardından birçok ülkeden davetler; Almanya, Bulgaristan, Hollanda, ABD, Yunanistan, Arjantin… Festivalden festivale Ruhi Su. Kulaktan kulağa, dünyaya…

Ruhi Su bu topraklardan, halkının acıları ve mutluluklarından üreten özel bir halk ozanı. Böyle bir ozanın halkının aydınlanması, onların sorunlarının çözülmesi uğraşından, yani mücadelen ayrı konumlanması mümkün mü? Ruhi Su bir taraftı. O tarafın güçlenmesi konusunda sosyalizm mücadelesinin özel bir parçasıydı, emekçisiydi.

1951 yılında ‘’Türkiye Komünist Partisi tevkifatı’’ olarak ün salmış tevkif yıllarında birçok aydın, işçi gibi bir yıl veya bir yıldan fazla işkenceden geçirilip eşi Sıdıka Su ile 5 yıl hapis yattı. Sonrasında 2 yıl süren; Konya’nın Çumra ilçesi, Ankara’nın Etimesgut ilçeleri sürgünleri…

Bütün bu baskılar, çileler, sorunlar… Ruhi Su’yu o büyük kavgadan geri koymadı. Halkının, gençliğin ilgisi günden güne artmaya devam etti.

Ruhi Su’nun türküleri 68 kuşağına dalga dalga ulaştı. Büyük mitingler, eylemler, toplantılar, kongreler. Her birinde Ruhi Su türküleri.

Ruhi Su’yu üretiminden bağımsız, mücadelesinden bağımsız ele alan her değerlendirme eksikli bir fotoğraf sunacaktır. Birbirini tamamlayan bu özelliğin uzunca yıllar devam etmiş olması, her ne kadar kişisel özellikleri de barındırıyor olsa da, örgütlü bir yaşamın çıktısı olduğu unutulmamalıdır. Uzun solukluluğun reçetesi de buradadır.

Ruhi Su ardından söylenenlere şöyle bir baktığımızda gurur duyacağımız ve örnek alacağımız o kadar çok şey var ki; Komünist Ozan, müziğe adanmış bir yaşam, aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi, sesinin üstüne titreyen sanatçı, Nâzım şiirlerini ilk besteleyenlerden, 16 plak, 11 uzunçalar, onlarca albüm…

Bütün bunlar bile örgütlü bir aydını yeterince anlatan sözler ve notlar.

Kuşkusuz çok şeyi de atlayarak; Ruhi Su Dostlar Korosu, radyo programına son verilmesine neden olacak “Serdari halimiz böyle nolacak / Kısa çöp uzundan hakkın alacak”, amansız hastalık, cenazesinde 160’dan fazla gözaltı…

Hep daha fazlasını aramak, vazgeçmemek. Anadoluya, gençliğe, sınıfa hep bir umut.

‘’Pek de değerbilir bir toplum olmadığımız halde…’’ yazının başlangıcındaki bu alıntıyı bu kez farklı bir şekilde ele alarak; gençliğin değerbilir bir topluma katkısının olacağı inanç ve umuduyla.

Şu zor günlerde, kapitalizmin ölümleri reva gördüğü, patronlara teşviklerin dur durak bilmediği günlerde… Yetişiyoruz.

Dayanışmanın, örgütlülüğün eksilmediği, eksilmeyeceği günlere..

Dönemin gençliği tarafından hep bir ağızdan söylenen, Dostlar Korosu’nun seslendirdiği umut dolu iki eser ve birkaç fotoğraf ile sonlandıralım;

Annem beni yetiştirdi
Halkı uyandır dedi
Halk olmadan bir şey olmaz
Halkı uyandır dedi

Bu kavga halkın kavgası
Halkı uyandır dedi
Yoksul halkı emekçiyi
Kaldır uyandır dedi

Uyandır ki uymasın o
Hainin iğvasına
Sahip olsun hem kendine…

Dinleyin arkadaşlar  
Bir atasözümüz var  
Biri yer biri bakar  
Kıyamet ondan kopar 

Kıyamet dedikleri  
Ha koptu ha kopacak  
Yoksuldan halktan yana  
Bir dünya kurulacak 

Görmüşler ileriyi  
Atalarımız demek  
Herkese yeter dünya  
Herkese yeter ekmek 

Yaman ONGUN

Dostlar Korosu ve Ruhi Su
Sıdıka Su ve Ruhi Su
Aziz Nesin ve Ruhi Su
Hasan Hüseyin Korkmazgil ve Ruhi Su
Ruhi Su Türkiye İşçi Partisi (TİP) mitinginde.
Aşık Veysel ve Ruhi Su