Melin Okandan

GELECEĞİN KOMÜNİST TOPLUMUNA MEKTUP:

YARININ UMUDU ELLERİMİZDE!

  Gökyüzüne benzer insanın yüzü, gelecek insanın ta kendisidir. Kimi zaman kaçarız yarının aynalarından öfkeyle ve hüzünle, kimi zaman baktığımız yerde yıkım vardır yalnızca. Ne görürüz peki orada, yarının yansımasında? Gelecek kaygısı mı, yoksulluk mu? Adaletsizliğin içinde yalpalayarak ulaşılmış bir emekliliğin hayali mi yoksa? Benim aynamda yer yok bunların hiçbirine. Benim yarınlarım umutlu, ellerimde tuttuğum gelecek ışık dolu. Hayır, sihirli bir ayna değil baktığım; bugünün somut temellerinde yükselen komünist bir toplumun hayali. İleride, ufkun ötesinde gördüğüm; savaşı, yoksulluğu ve tüm çarpıklıkları ezip geçen, yarının ayak izleri…

   Çocuklar ölmüyor düşlerimdeki komünist toplumda. Okurken çalışmalarına gerek yok hem de, ihtiyaçları olan her şey var ellerinde. Eğitimleri için hiç para harcamak zorunda değil aileleri, herkes okula gidebiliyor böylece. Gençler ise şimdiki gibi antidepresan kutularının itkisiyle yaşamıyor hayatı, uyuşturucunun pençesinde debelenmiyor kimse. Hayatlarının en güzel yıllarını, istemedikleri bir mesleği edinmeye çabalarken aynı zamanda yarı zamanlı işlerde emeklerini satarak harcamıyorlar bizim yaptığımız gibi. Aksine, mezun olduklarında işsiz kalmayacaklarını bilerek, aydınlanma mücadelesinin neferleri olarak yetişiyorlar. Ekonomik imkansızlıklar olmadığından hayatlarında, kültürel olarak gelişebilmenin, bilimsel açıdan derinleşebilmenin önünü tıkamıyor hiçbir şey. Taşırken yarının gençleri güçlü kollarıyla insanlığı daha ileriye, duyumsuyorlar hayatlarının baharında olmanın güzelliğini tüm hücrelerinde.

   Benim yarınlarımda savaşlar yok. Kendi kendisiyle bir alıp veremediği yok çünkü dünyanın, komünist bir topluma kucak açtığı evrede. Silahlara değil, bilime ve teknolojiye harcanıyor para. İnsan hayatı ve sağlık bir ticaret konusu olmaktan çıkmış, kapitalizmin vahşi tırnaklarıyla açtığı yaralar kapanmış çoktan. Kar hırsıyla imara açılacak yerler değil ormanlar artık; ağaçlar yeşeriyor her tarafta, doğa bir denge içinde. Parayla iştahı kabardığı için çevreyi kirletmekten gocunmayan fabrika patronları yok, insan hayatını hiçe sayan sömürücü güçler yok, eğitimi yoksuldan esirgeyen sermayedarlar yok. Patron sınıfı zamanın çarkları arasında eriyip gideli çok olmuş  benim düşlediğim yarınlarda. İşte tam da bu yüzden; emekçilerin ilmek ilmek onararak inşa ettiği bu dünya, insan olmanın hak ettiği değeri yeniden bulduğu, yaşanabilir bir yer.

   Yoksulluğun yeri yok düşlediğim yarınlarda. Herkes ihtiyaçları karşılanıyor çünkü komünist toplumda. Bugün yaptığımız gibi patronlara satmıyoruz saatlerimizi, emeğimiz sömürünün kıskacında esir değil artık. Toplum için çalışıyor herkes ve verilen her emek insanlığı bir adım daha ileriye götürüyor. Gidecek evi olmadığı için donarak ölen yok, yiyecek ekmeği olmadığından aç uyuyan tek bir kişi kalmamış. Gericilik bir propaganda malzemesi olarak kullanılmadığından ayrımcılığın da yeri yok artık sokaklarda, evlerde. İnsanlar mutlu artık, üstelik kapitalizmin tüketim üzerine kurulu sahte haz mekanizmalarından çok farklı bir mutluluk bu. Omuz omuza çalışıp terleyerek kanatlandırıyoruz düşlerimizi göklerde, insanca yaşayarak donatıyoruz evreni tükenmeyen umutlarımız ve gerçekleşen hayallerimizle…

   Ben bugünün çarpıklıklarını bir tekmede def etmiş ve kendine ait olanı alın teriyle kazanmış komünist bir toplum görüyorum geleceğin aynasında. Eşitsizliklerin ortadan kalktığı, insanlığın ileriye gittiği ve belki de uzayın dahi efendisi olmayı başardığı bir dünya hayal ediyorum. Aynaya tekrar baktığımda kendimi görüyorum, avuçlarımın içinde düşlediğim yarınlar; tam da bu yüzden düşlerim gerçeğe yakın bu kadar. Şimdi gökyüzünden kaçıp kafayı öne eğmek değil, güneş ışınlarının hırçınlığına rağmen gözleri ufka dikmek gerek. Nasıl bir martı her daim hevesliyse uçmaya, ellerimizde gittikçe büyüyüp güçlenen umutlarımıza sarılarak ilerlemeli hayallerimizdeki komünist topluma. Hep beraber düşledikçe erişeceğiz güzel yarınlara, işte ancak o zaman yaşayabileceğiz sömürülmeden ve insanca.