Mutlu Can Tuysuz

Sevgili güneşin çocukları, yoldaşlarım, 

Size önce kendimi tanıtmak istiyorum. Ben Mutlu, üniversite öğrencisiyim, aynı zamanda bir emekçiyim. Zor zamanlarda yaşıyor ve yılmadan mücadele ediyorum, edeceğim. Her zaman hayalini kurduğum ve bu uğurda mücadele ettiğim, edeceğim komünist topluma, yani sizlere diyeceklerim var. 

Sizlere bunları yazarken kapitalist sistemi krize doğru hızla sürükleyen pandemiden dolayı evimde karantinadayım. Sizler bilimi ve aklı o kadar ileriye taşıyın ki işçiler pandemide çalışmak zorunda kalmasın. Belki göremesem de günü, sizlerin var olacağı umudu her zaman içimde taptaze duruyor. Şimdilerde ekmeksiz ve yalınayak kalıyor çocuklar. Soğukta titreye titreye işe gidiyor işçiler. Her gün işten atılma korkusuyla iş yerinin kapısından giriyor Mustafa amca. Sizler o kadar şanslısınız ki uyumadan önce kurulan hayallerde yaşıyorsunuz. Bende belki o mutlu,  o güneşli günleri göremem diye çok korkuyorum ama beni en çok mutlu eden şey  sizlerin var olacağı umudu. Her sabah bu hayalin neşesi ile kalkıp, her akşam yine mücadele azmi ile uyumak beni mutlu ediyor. Şimdi sıra sizde, öyle bir dünya kurun ki üç beş kişinin karnı tıka basa doyacak diye aç yatan insan kalmasın. İşçiler ay sonunu getiremedikleri için hayatlarına veda etmek zorunda kalmasın. Mesela çocuklar aç kalmasın ve daha bilimsel, daha akılcı eğitim alabilsinler. Üstelik bunlara ücret ödemesinler. Adaletin gerçekten adil olduğu, eğitimin daha bilimsel olduğu bir dünya kurun. Kapitalistlerin her zaman baş rol olduğu değil, komünistlerin baş rol olduğu bir tarih yazın. Sizler de gelecekteki nesillere daha güzel bir dünya bırakmak için tüm gücünüzle mücadele edin. Mücadele mutluluktur, umuttur!

Kendinize çok çok iyi bakın. Benim gibi bir sürü komünistin hayalinin tadını doya doya çıkarın. Hem kim bilebilir, belki ben de yaşayacağım o güzel günleri. Sizleri seviyor ve selamlıyorum. 
Son olarak sizlerle üç gün önce yazdığım bir şiiri paylaşmak istiyorum. 

Bir bıçak gibi saplandı sırtımıza
Ekmeksiz, aşsız büyümek
Çamurlu ayaklarımızla utanarak
Kalabalıklar içinde yürümek
Akşam işten dönerken ter kokusuyla utanmak
Bir bıçak gibi saplandı göğsümüze
Yırtık ayakkabılarımızı saklamak
Yüzümüzün karasından utanmak
Soğukta gezmek yalınayak, üstümüz çıplak 
Bir bıçak gibi saplandı göğümüze, göğsümüze.. 
Şimdi sıra sizde
Patronlar, asalaklar, akbabalar… 
Sınıfımızın sesidir kulaklarınızda çınlayan
Omuz omuza, kenetlenerek yürüyoruz meydanlarda
Örgütlenerek artıyor sınıfımızın sesi
Titreyerek kaçacaksınız
Yırtık ayakkabılarımızdan
Yahut aşsız çocuklarımızdan
Yüzümüzün karasından
Alnımızın terinden
Kaçacaksınız yalınayak 
Arkanıza bakmadan
Kaçacaksınız
Kaçacak…