NÂZIM’IN ÇOCUKLARININ KALEMİNDEN NÂZIM HİKMET

Ben bir insan

Ben Türk şairi komünist Nâzım Hikmet

Tepeden tırnağa insan iman

Tepeden tırnağa kavga, hasret, ve ümitten ibaret ben…

Nâzım Hikmet güzel günleri görmeyi, güneşe gülmeyi yarınlara umutla bakmamızı sağlayan şair. Sınırsız, sınıfsız bir toplum için çabalayan, acıları sorunları kendi yüreğinde duyan devrimci Nâzım Hikmet.

20 Kasım 1901 yılında Selanik’ te dünyaya gelmiştir. Parçalanmak olan bir imparatorluğun çocuğudur.

Vatan sevdası çocukluk yıllarında başlamıştır.

Henüz 11 yaşındayken Balkan savaşları ile ilgili olan “Feryad-ı Vatan” şiirini yazmıştır.

Nâzım 23 yaşındayken dayısını Çanakkale Savaşı’nda kaybeder. Bu kayıp onun yüreğinde fırtınalar koparmıştır. 13 yaşındayken daha şehit dayıma şiirini yazmıştır.

Mustafa Kemal halkı Millî Mücadeleye çağıran bildirilerin yazılması için Nâzım Hikmeti ve arkadaşlarını çağırır.

Nâzım hikmet Anadolu’ya geldiği zaman halkın çileli yaşamını yakından görür. Çok etkilenir o günden sonra halkın ve işçi sınıfının daha iyi yaşamasını ister.

Türkiye işçi sınıfına selam!

Selâm yaratana!

Tohumların tohumla, serpilip gelişine selam!

Bütün yemişler dallarındandır.

Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdendir,

haklı günler, büyük günler.

Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatmayan, ekmek gül ve hürriyet günleri.

Türkiye işçi sınıfına selam!

Selâm yaratana

Nâzım Hikmet en başından beri işçinin, emekçinin yanında onlara destek ve umut olmuştur. Hâlâ günümüzde dahi yazdığı yazılar ve şiirleri her okuyuşta sanki ilk defa okur gibi umutlanır ve mutlu oluruz.

ŞİİRLERİNDE NÂZIM HİKMET

 Nâzım Hikmet hayatımızın her alanında iz bırakmıştır. İzlediğimiz tiyatro oyununun, okuduğumuz kitabın, şiirin günümüz seviyesine gelmesinde katkıları bulunmaktadır. Nâzım Türkçeyi geliştirerek bütün bunların gelişmesini sağlamıştır. Türkçeye verdiği önemden şiirlerinde de bahsetmiştir:

“Çocuklarımıza Türkçe okutmak,

 öğretmek, sevdirmek onlara

 dünyanın en diri, en taze dillerinden birini,

 kendi dillerini, güzel şey büyük şey.”

  Şiirlerinde sadece Türkçeye verdiği önemi değil, yaşadığımız pandemi döneminde önemi artan bilim ve bilim insanlarından da bahsetmiştir:

“Yahut kocaman gözlüklerin,

beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

insanlar için ölebileceksin,

hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

hem de kimse seni buna zorlamamışken.”

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık,

havada kuş kadar çokturlar

korkak, cesur, cahil, hakim ve çocukturlar

kahreden ve yaratan ki onlardır

destanımızda yalnız onların maceraları vardır.”

  Sözleriyle başlayan ve sona eren, tiyatro eseri olarak sergilenen “Kuvayi Milliye Destanı” Millî Mücadele için yazılmış tek destandır.

  Böylesine önemli bir edebiyatçı ülkemize katkıları çok büyük olmasına rağmen yeterince anlaşılmamış, sürgün edilmiş, tutuklanmış ve hatta vatan haini ilân edilmiştir.

Vatan çiftliklerinizse,

Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

Vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

Fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

Vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

Vatan, mızraklı ilmihalse, vatan, polis copuysa,

Maaşlarınızsa, ödeneklerinizse vatan,

Vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

Ben vatan hainiyim!

Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:

NÂZIM HİKMET VATAN HAİNLİĞİNE DEVAM EDiYOR HÂLÂ.

Solcu Liseliler Bakırköy Tiyatro Topluluğu