Okulları Kapatmak Yetmez, Piyasacılığı Terk Edin!

Dünya Sağlık Örgütü tarafından COVID-19 salgının pandemi ilan edilmesi üzerine başka birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de okullar tatil edildi.

Türkiye Komünist Gençliği olarak salgınla mücadele eden ülke halklarına dayanışma dileklerimizi iletiyoruz.

Ancak ülkemiz için iyi dileklerde bulunmaktan fazlasını yapmak ve bazı soruları sormak zorundayız.

“Önlem almak adına” verildiği söylenilen 3 haftalık ara neden perşembe sabahından itibaren değil de pazartesi gününden itibaren başlamıştır?

Öğrenci arkadaşlarımızın birçoğu KYK Yurtlarından zorla uzaklaştırılmış, yurtların kapanacağı söylenmiştir. Gençlerin virüsü taşıyıcı olarak memleketlerine dönme ihtimallerine karşı alınan önlemler nelerdir?

Umreden dönen binlerce kişi için alınan “önlem” gece saatlerine öğrencilerin yurttan eşyalarını dahi alamadan atılması mıdır? Umrecilerin dönüş tarihi bakanlık için sürpriz mi olmuştur, harekete geçmek için neden sosyal medya tepkileri beklenmiş, ardından da öğrenciler mağdur edilmiştir?

Öğrencilerin bir kısmı yurtta kalırken bir yandan çalışmaktadır. Çalışan öğrenciler okulları önlem alınarak tatil edilmişken kafelerde, barlarda, plazalarda çalışmaya devam edecekler midir? Evine dönmek zorunda kalan öğrenciler işten izne ücretli biçimde mi ayrılmaktadır?

“Normal” şartlar altında birçok okulun tuvaletinde sabun, kağıt havlu gibi hijyen malzemeleri bulunmamakta, yetersiz sayıda temizlik personeli çalıştırılmaktadır. Bu 3 hafta boyunca konuya dönük atılacak adımlar nelerdir, yoksa 3 haftanın ardından okullar öğrencileri aynı biçimde mi karşılayacaktır?

Kapatılmayan özel yurtlarla ilgili denetim nasıl sağlanacaktır? Normal şartlarda dezenfekte edildiğine şahit olmadığımız bu kurumlarda öğrenci sağlığı işletmecilerin insafına mı terk edilmiştir?

Türkiye Komünist Gençliği daha önce fahiş faturalara, öğrencilerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki kira ücretlerine, KYK Kredi ve Burslarının yetersizliğine sayısız kez dikkat çekmiş, barınma, ısınma, elektrik gibi temel insani hakların ücretsiz olması gerektiğini vurgulamıştır. Bununla birlikte yemekhanelerdeki fiyat arttırımlarına, harç ve kitap ücretlerine karşı mücadelelerin tamamında tepkilerin örgütlü bir form alması için çaba göstermiş, elde edilen kazanımları kalıcı olmasını sağlamaya çalışmıştır. Bugün görmekteyiz ki süreklileşmiş kriz esnasında öğrencileri yoksulluğa mahkum eden sistem, olağanüstü bir insanlık krizinde ise öğrencileri evlerine dönmek zorunda bırakmış, bu yolla muhtemelen virüsün yayılma hızını onlarca kat arttırmıştır. Ankara ve Konya’daki onlarca özel işletmenin, konaklama tesisinin ve otellerin yerine öğrenci yurtlarının, hele de öğrenciler içerideyken karantina alanı olarak belirlenmesi, sermayenin ve kâr sisteminin insani kriz anlarında dahi dokunulmaz olacağını tekrar ispat etmektedir.

Gençlerin temel haklarının, tekellerin ve piyasanın merhametine bırakıldığı düzende aksi mümkün değildir. Akıl dışı düzen ve temsilcileri gerçeklere gözlerini kapatarak kimseyi ikna edemezler. Sömürüye ve kâra dayalı bir iktisadi sistemin sonuçları olan plansızlık ve sağlık alanının özelleştirilmesi her an halk sağlığını tehlikeye atmaktadır.

Türkiye Komünist Gençliği, gerçek bir önlem alınabilmesi için aşağıdaki talepleri ilan eder:

  • Geçtiğimiz hafta boyunca şehirler arası seyahat eden bütün öğrenciler ücretsiz biçimde virüse karşı test edilmeli ve gerekli durumda karantina altına alınmalıdır.
  • 3 haftalık ara boyunca yurtlarda veya öğrenci evlerinde kalmaya devam edecek her öğrenciye temel ihtiyaçları ve temizlik ürünleri ücretsiz olarak sağlanmalı, beslenme ihtiyacı için ek bütçe aktarılmalıdır.
  • Sigortalı veya sigortasız biçimde çalışan öğrencilerin tamamı ücretli izne ayrılmalıdır.
  • Kiralar ve aylık özel yurt ücretleri iptal edilmelidir.
  • Özel yurtların dezenfeksiyonu ve denetimi sağlanmalıdır.

Sıra arkadaşlarımızı, aileleri ve okul çalışanlarını sıraladığımız talepler etrafında birleşmeye davet ediyoruz. Halk sağlığına dair tehditler 3 haftada çözülemez, örgütlü bir halk ise 3 haftada birçok sorununu çözecektir.

Salgınlar değil, örgütsüzlük öldürür!