Samet Belgin

                                                                                                                 

     Umudum

                    Cesaretim

                                  Arzum

                                           Tek temennim

                                                         Mücadelem, savaşımım…

Biliyorum. Sen oradasın.

Biliyorum. Varsın, gerçeksin!

Biliyorum. Belki bir teşekkür bin selam veriyorsun.

Biliyorum çünkü bugün;

                            Seninle varlığınla umutlanıyor,

                                          Senin varlığınla cesaretleniyor,

                                                      Senin varlığınla arzulanıyor,

                                                             Senin varlığına temenni duyuyor,

                                                                           Senin varlığın için mücadele edip, savaş veriyoruz.

Sana doğru geliyoruz.

Durmuyoruz. Geliyoruz.

Yakışmıyor durmak.

Özlem çektikçe daha hızlı, inatlaştıkça daha bir şevkle geliyoruz.

Vazgeçmiyoruz.

                 İleri geliyoruz.

                                  Hep ileri!

Sana geliyoruz hızla.

Ama maruz gör merakımı, maruz gör heyecanımı.

Sormak istiyorum,

                    Bu fabrikayı,

Sormak istiyorum,

                    Halo’yu…

                                                                                                    *

Rengarenk boyamışlar dışını, dipdiri boyamışlar

Alakası yoktur içerisiyle, bilinsin de istemezler alakası olduğunu

Ne sarının neşesi

                 Ne mavinin tutkusu

                                               Ne kırmızının aşkı

                                                              Ne yeşilin özlemi

Bize kalan burada kocaman

 Biraz siyah biraz gri

                  Öfkemizdir biraz siyah biraz gri

                                  Acımızdır biraz siyah biraz gri

                                              Düşümüzdür biraz siyah biraz gri

                                                       Gözyaşımızdır biraz siyah biraz gri.

Soğuktur içerisi.

Üfler yorulmadan motorlar belki eksi kırk belki elli…

Soğuktur bizim buralar şimdi. Soğuk…

Ama Halo’ya sanki bir tane daha soğuk

Ona bir başka bir ayrı soğuk.

İçi bir başka soğumuş, bir başka soğuk tutmuş.

Biliyor

İçinin kime buz  tuttuğunu çok iyi

Biliyor

İçindeki buzun nasıl eriyeceğini

Ve

Durmuyor.

Yakışmıyor durmak, inadına gidiyor

                                         Hep ileri!

                                                                                                                     **

On sekizini bazen çok daha taze geçmiştir Halo

Bazen tane tane terler bıyıkları, tüy yoktur yanaklarında

Bu yüzden çıkmıştır elmacık kemikleri

Örtmemiştir yüzünü sakal on sekizini daha çok taze geçmiş Halo’nun

Bu yüzden hemen görürsün güldüğünü,ağladığını.

Bakarsın uzunca,

İlk dersin kaç yaşında, var mıdır bir sigortası?

Yasak değil midir bu sübyanın çalışması?

Değildir.

Yaşı da tutar, sigortası da…

Saçı da pek gür değildir

                           on sekizini daha çok taze geçmiş Halo’nun

Dökmüş çoğunu doktor karşısında söylediğine göre 1 mayıs gecesi.

Boyu çok ufacık kalmıştır

                           on sekizini daha çok taze geçmiş Halo’nun

Omzuna öyle bir yük koymuşlar ki söylediğine göre 1 mayıs gecesi

Nasıl uzasın…

Yoktur Emekçi Bayramıyla bir alakası

Babasını toprağa vermiştir söylediğine göre 1 mayıs gecesi.

Düşlüyordu bugün yanımdan geçen on sekizini daha taze geçmiş Halo.

Sanki başka çaresi yokmuşçasına düşlüyor.

              Açlığını düşlüyor

                        Isınmayı düşlüyor

                                Okula devam edebilecek mi ?

Bunu bir durup bin düşlüyor

      Eve döndüğünde baba bulamayınca ona sarılıp ağlayan bacısını düşlüyor

              Umudunu kaybetmiş yılgın, dul anasını düşlüyor

                         Bir babasını düşlüyor, bin babasını ondan çalanları düşlüyor

                                    Ona bunu acımadan, bir avuç merhametle bin farklı yük asanları düşlüyor

                                                          Terleyen bıyıkları altında bir tebessümle bin intikam almayı düşlüyor

Ayağı kalkmayı düşlüyor

Kahretsin!

Sana kavuşmayı öyle bir özlemle düşlüyor ki

Durmuyor düşlüyor.

Acı  çektikçe daha çok düşlüyor

Vazgeçmiyor, inadına hep düşlüyor

                                             Hep ileri!

                                                                                                  ***

Uzundur kimi zaman Halo’nun boyu

Uzundur.

Bilir boyunun nereye uzanıp

                       Neyi indireceğini

                               Bilir uzun Halo neyi çok iyi indireceğini…

Uzundur Halo ama bilmez,

Beraber sabahlara kadar düşe kalka

Kimi zaman neşeli kimi zaman öfkeli

                                                                  Aç kaldığı

                                                                                      Bazen uyuyakaldığı

Bir sevip bin

Ter akıttığı arkadaşlarına üstten bakmayı.

Uzun Halo bilmezdi ama puşt çok iyi bilirdi.

Üstten bakmayı da çok iyi bilirdi

Nereden geldiği bilinmez bir cesaretle bağırıp

                                   Bin hakaret savurmayı da.

Dimdik duruyor Uzun Halo

                           Ellerini bağlamış arkada

Tutmaya çalışıyor Uzun Halo kendini

                                                                        Ya tutacaktı

                                                                                               Ya vuracaktı.

Ah ne isterdi!

Sıkmıştı yumruğu.

Önce ettiği lafları sonra sıktığı yumruğunu sokmak puştun ağzına…

Ceketini alıp çıkmak

                                    Rengi atmış

                                                           Biraz yırtılmış ve oldukça eskimiş

                                                                                                                         Ceketini alıp çıkmak.

YAPMADI!

.

.

.

Bir küfür savurdu Uzun Halo

Sanki bıkmıştı ama inadı yılmamıştı.

Ama bıkmıştı Uzun Halo

                                             Azar işitmekten

                                                                           Kovulmaktan

                                                                                                    Maaş kesintisinden

                                                                                                                                        Tehdit edilmekten

Bıkmıştı ama inadına yılmamıştı Uzun Halo.

Midesine nazaran tok,

Kıyafetine nazaran temiz,

 Sakalına nazaran gür,

Bileklerine nazaran kalın sesi

Ve

Bir çocuk kadar kirlenmemiş,

Geriye bakmayacak kadar ,

Kırmak için ellerinden geleni yapmaktan çekinmeyen, inançlı yüreğiyle

‘YETER!’ dedi Uzun Halo.

‘Elli bin’ dedi. ‘ Borcum elli bin’ dedi.

‘Bir kuruşu bile umurumda değil, ben bu adamı vuracağım!’ diyor Uzun Halo.

Yapar da.

Arkasına bile bakmaz, bir saniye bile düşünmez yapar.

Bir saniye düşündü sonra Uzun Halo.

Önce bir nefes aldı derinden

Sonra bir kere daha yuttu hakareti,tehdidi derinden, bin küfür daha savurdu derinden Uzun Halo.

                                                                                            ****

Geçmiştir bazen kırkını kırk beşini Halo

Ak da düşer saçlarına

Ama yarışır bizim gençlerle

Hızlıdır çoğundan da hala

Ona da bu yaraşır

Yaraşır çünkü sevmez geri kalmayı

Vazgeçmiyor, inadına yarışıyor ak saçlı Halo

                                           Hep ileri!

Ama öfkeliydi ak saçlı Halo

Sanki tek çaresi öfkesiydi.

Sevmezdi çaresizliği

Ama bu sefer çaresiz gibiydi.

Hasta kızına daha iyisini veremediği için çaresizdi ve çaresizce öfkeliydi.

Avans istemek için gitmişti bir puştun yanına.

Boyun bükmek zorunda kaldığı içi bir,

Avansı alamadığı için bin öfkeliydi ak saçlı Halo.

Bir hışımla girdiği tuvaletin kapısını kilitledi bin öfkeli, ak saçlı Halo

Ve

Yavaşça patlamaya başladı öfkesi ilk önce bir damla göz yaşıyla.

Duyulsun istemedi göz yaşı

İlk nefesini tuttu ve parmağını ısırmaya başladı.

Umursamadı ağzından akan salyayı.

Bin öfkesinin birinden, bin damla parlak göz yaşı ile kurtulmak istedi.

Durmuyordu göz yaşı

                                   Ne de öfkesi

Durmasın zaten

Vazgeçmiyor ne öfkesinden ne de göz yaşından

İnadına daha çok göz yaşı, daha çok öfke

                                                                    Hep ileri!

.

.

.

Ruhunu sürükleyerek geliyordu ak saçlı, öfkeli Halo.

En az da sana yakışıyor

Mavi gözlerini kanlı,şişmiş,yılgın ve inançsız görmek.

Gözlüklerin saklayamıyor.

Kahretsin!

 Dik dur ak saçlı Halo.

Sen dik dur ki sınıfın dik dursun.

Sınıfın var burada. Sen yeter ki dik dur!

Belki yüz belki yüz on kişi

Bakmamış kimse azlığına çokluğuna

Elli lira demiş yüz lira demiş, ne kopmuşsa gönlünden.

İstememiş belki yüz belki yüz on kişi Halo’nun bitkin bedenini görmeyi.

İstememiş belki yüz belki yüz on kişi Halo’nun bucaksız bir köşede sessizce ağlamasını

En mühim olanı da istememiş belki yüz belki yüz on kişi bir puştsa muhtaç olmasını, bir puşta boyun eğmesini!

Sınıfın var ak saçlı Halo’m. Sen yeter ki dik dur.

Sınıfın bir sen bin defa öp kızının gözlerinden Halo!

Gözlüklerin saklamasın bu sefer

Zarfı uzattığımdaki

                                    Heyecanı

                                                     Neşeyi

                                                                  Umudu, çareyi.

 Saklamasın bu sefer o yaşları.

Bir senden akıyorsa bizimle beraber bin aksın ak saçlı Halo.

                                                                                      *****

Bugün yanımdan bin farklı Halo geçti.

Aslında bugün yanımdan bir tane Halo geçti.

Gözleri yorgun ama ateş saçan ve kısık ama hedefi belli olan.

Yanımdan bin farklı değil tek bir Halo geçti.

Biliyorum.

Öfkeli bakışı işe değil, çatık kaşı işe değildir.

Bin farklı değil bir tek Halo geçti yanımdan

Biliyorum.

Küfür savurdu içinden, kimde benim alın terim diye.

Tek bir Halo geçti ve gitti yanımdan.

Deponun bir ucundan diğer ucuna gitti.

Durmadı tek bir Halo gitti yanımdan.

Biliyorum.

Her kahpeliği, namertliği, haysiyetsizliği yaptılar sana Halo

Ama senin kirlenen ya sakalın ya kıyafetin oldu.

Durmayacaktı Halo, durursa vazgeçecekti ama

Vazgeçmiyor, inadına gidiyordu

                                                  Hep gidiyordu

                                                                            Hep ileri!

Ey geleceğin komünist toplumu!

Bizim fabrikada durum da bu Halo da.

İzin ver sorayım simdi sana.

Fabrika bizim oldu mu?

Halo’nun öncü partisi geldi mi bizim fabrikanın önüne?

Anlatabildi mi sana bizi?

En önemlisi yoldaşım oldu mu Halo?

Hafif bir tebessümle bakıyorum sana.

Gelmese öncü parti, anlatmasa seni

Bizim olmasa fabrikalar, tarlalar

En önemlisi de yoldaşım olmasa Halo, sana yaklaşabilir miydik bir adım?

Olmazdı tabi.

Fabrikaya gelip seni anlatanlara ve Halo’ya ve bir, sana bin selam olsun!