Sınıfın Camından Bakmak

Geçen haftalarda Kadıköy Belediyesi’nde başlayan TİS süreci ve sonrasında Maltepe Belediyesi ve Kartal Belediyesi işçilerinin de içinde bulunduğu 2 yıllık sözleşmenin eşzamanlı dolmasının ardından greve giden belediye işçilerinin sürecini takip ettik, etmeye de devam ediyoruz. “Her şey çok güzel olacak”, “Mart’ın sonu bahar” sloganlarıyla özgürlük ve refah düzeni vaat eden ana muhalefetin, belediyelerin hak gasplarına karşı çözüm üretmeyi değil, belediye başkanının yalanlarının arkasına biriken bir toplam yaratmaya çabaladığını gördük.

Mart’ın başına giderken bizlere emek hırsızlığı, işçi düşmanlığı ve grev kırıcılığı kaldı. Gözlerimiz bir illüzyonu gören gözlerle tanıştı esasen. İşçi sınıfı grevdeyken, büyükşehir belediyesi araçlarını göndererek işçilerin toplamadığı çöpleri toplamaya kalktı. İşçi sınıfı elinde balyozlarla çöp kamyonu nöbeti tutarken, sosyal-demokrat ihaneti tanıdı, iliklerine kadar grev soğuğunda hem fiziksel, hem toplumsal gerçekliğin farkına vararak hissetti. Peki gençlik neyi gördü, neyi hissetti, bu mücadelenin neresindeydi?

Gençlik, emperyalist-kapitalist sistem içerisinde var olan illüzyona hapsoluşunu son yıllarda kırmaya yönelik hamleler yapıyor. Ama yaratılan tahribatın hissi az buz değil. Halkın huzursuzluğu gençliğe de sirayet etmeye devam ediyor. “Aynı gemideyiz” yalanları artık gençlik içerisinde alay konusu halini alıyor, siyasal iktidar inandırıcılığını yitirdikçe, egemen ideoloji olan siyasal-islam da inandırıcılığını kaybediyor. Gençlik bunu acı sonuçlarla öğrenirken gözaltılar, kaçırmalar, haksız tutuklamalar ve işkenceler, tarihin ve gelecek dönemin “toz pembe” olmadığını da gösteriyor. Devlet aygıtına olan güven azaldıkça, var olan adalet duygusu da tarihten öğrendiğimiz gibi radikalleşiyor. Kitleler adalet arayışı içerisinde, doğumunu bekleyen bir anne gibi sancılarla kıvranıyor.

Bugün geldiğimiz noktada, ihanete uğrayan işçinin gözünün içine baktığımızda, üniversitemizin kapısına kelepçe vurulduğunda ve hakkımızı ararken gözaltına alındığımızda insanlık dışı muamelelere maruz kalırken, ne için mücadele ettiğimizi daha iyi anlıyoruz. Geleceğimiz için mücadele etmek, adalet arayışımızın meşruiyetini daha da arttırıyor. Tarihsel çelişkiler, bizi biz yapan şeyleri, okumayı, öğrenmeyi, üretmeyi ve en önemlisi mücadele etmeyi öğretiyor. İnsanla insan arasındaki çelişki kaybolduğunda, doğayla insan arasındaki çelişkinin kendisinin de ortadan kalkacağını bilmek, insanlığa ve dünyaya olan sorumluluğumuzu katlanarak arttırıyor.

Gençlik sınıf mücadelesinin içinde, onun hayat damarlarına karışarak var olmalı. Bir yerde grev varken, örgütüyle orada kendini var etmeli, kendini halkıyla yeniden yaratmalı. Bu ablukanın ve sermaye iktidarının yarattığı düzen, iktidarıyla ve muhalefetiyle üzerimize çullanmakta. İktidar, emekçi sınıfların mücadelesini terörist, vatan haini, sapkın diye yaftalarken muhalefet, provokatör, utanmaz, nankör olarak yaftalıyor.

Artık yerimiz belediye işçisinin hakkı gasp edildiğine, grev çadırıdır. Grev ateşinin dibinde işçi abilerimizin dertlerini dinlemek, çözüm üretmektir. Boğaziçi’nde, Beyazıt’ta, ODTÜ’de üniversitemize saldırı olduğunda yekpare olabilmektir. Gericilik ve piyasalaşmaya karşı laikliği savunmak, siyasal iktidarı tedirgin etmeye devam etmektedir.

Maltepe’de işçinin grevini kırmak için çöpleri toplayanlarla, Dersimli Mehmet abinin omuzdaşı olanlar aynı sınıf için mücadele etmiyorlar. Sendika Genel Merkezi, Toplu İş Sözleşmesi’ne yangından mal kaçırır gibi bir gece vakti imza atarken, mağduriyete uğrayan temizlikçi abilerimiz yanında gençliğin dinamizmini hissettiler. Sosyal medya hesaplarından, sınıfın taleplerine saldıranları görüp motivasyon düşüklüğü yaşayan Kadıköy Belediyesi emekçileri, yalnız olmadıklarını, komünizmin kızıl bayrağıyla yan yana dururken hissettiler. Gençlik, işçi sınıfının devrimci mücadelesinin yanında durdukça, işçi sınıfı da gençliğin dinamiğini yanında hissetti.

Yeni bir ülke kurulmalı ve gençlik de o ülkenin yapı taşlarını elleriyle kurmalı. Mehmet Barış’ın o güzel dizeleri aklımızdan hiç çıkmamalı:

Bulanmışsa sular

göz gözü görmüyorsa tozdan dumandan

Sınıf’ın camından bak

Bak, her şey ne kadar da berrak.

Bu toz duman dağıldığında akıllarda kızıl bayrakların kalacağı bir dönem umuduyla…

Orkun Demir