Sosyalizm İçin Demir Aldık; GELİYORUZ!

19 Mayıs bir sembol. Kendisi birkaç yıl, etkisi çok daha uzun yıllar devam edecek olan anti-emperyalist kurtuluş mücadelesinin başlangıç sembolü.

Başlangıç olması itibariyle olacak ki gençlere yakıştırılmış, Anadolu’nun yüzyıllar süren padişahlık prangalarını atmasının şafağı olarak görülmüş.

Gençlik elbette başlangıçtır, umuttur, tarih ileri doğru giderken en önde koşacak olandır. Ancak sormak zorundayız, 101 yılın ardından 19 Mayıs bizlere bunlardan hangisini çağrıştırabilmektedir?

Tam 1 yıl önce Samsun’da verilen pozu hatırlayalım. Cumhuriyet’i yıkıp üstüne çok katlı saray diken karşı devrimciler, tarihi kanla dolu faşistler, hatta Osmanlı’yı aratmayacak şeriatçılar ve ülkedeki en büyük “cumhuriyetçi muhalefet partisi” el ele tutuşmuş, 100. Yıl pozu vermişti.

19 Mayıs’ın düzen siyasetindeki pozu tam da budur, herkesle kol kola girecek, hiçbir ilkeyi barındırmayacak, yalnız nostalji hâline getirilecek bir gün.

Açıkça söyleyelim: Bugün Türkiye gençler için yaşanılası bir ülke olmaktan çok uzak. Gelecek kaygısı, safsatalarla dolu eğitim, gericilik marifetiyle yaşamı kabusa dönen kadınlar… Kol kola girenler, bu tabloyu elbirliğiyle hazırlayanlardır.

Tablonun vahameti, son 2 ayda çok daha açık hale gelmiştir.

Ancak hem memleketimizin hak ettiği yaşam hem de 19 Mayıs ancak tek bir kalın çizgiyle geri kazanılabilir: Devrimcilik.

Bu çürümüşlükle uzlaşmak için elini uzatan herkes, parçası hâline gelmiştir.

Gençler ise çürümüşlük karşısında kendilerini devrimle var edecek, devrimle anlamlandıracak, ışığı ve umudu devrimde görecektir.

Türkiye Komünist Gençliği, yalnız Türkiye’de değil, dünyada topyekûn iflas eden sistemin tabutuna çivi çakmakta kararlıdır.

Aynı 101 yıl önce devrimcilerin olduğu gibi.