Ufuk Üstündağ

Komünist toplumun tüm yoldaşları,

Kaç nesil var aramızda, kaç yıl önümdesiniz, sizden biri olacak kadar yakın mıyım size, bilmiyorum. Dilimi anlar mısınız, evrenin hangi ıssız noktasındasınız, ne kadar benzer genetik kodlarımız, bilmiyorum. Size 21. yüzyılın kapitalist dünyasından 21. yüzyılın komünist gençliği adına sesleniyorum. Uzaklardan dalga dalga gelen rüzgarın fısıltısında duyunuz sesimi. Bir an bile unuttuysanız atalarınızın esaret içindeki günlerini…

Daha doğar doğmaz bir pakt imzalamış gibiydik. Güçlü olan hayatta kalacak, zayıflar acı çekecekti. Yükselmek için birbirimizin kanını emecektik. Ezen ve ezileni belirleyip sınıflara bölünecektik. Sınıfların arasındaki uçurum git gide açılacaktı. Baretli kasketli emekçi sürüleri efendilerinin zenginliği için çalışacaktı. Efendiler onları görecek, gülümseyecekti. Hepimiz bu düzenin kölesi olmuş, hırs ve açgözlülüğe mahkum edilmiştik. Vahşi tabiatın kanunlarına göre yaşadık. Biz çöldeki aslanlardan, ormandaki maymunlardan ve sudaki balıklardan ileri gidememiş; topraktaki karıncalardan geri kalmıştık. Biz bilim ve teknolojimizle çığır açmış, felsefemizle çuvallamıştık. Yine de övünmeyi ihmal etmedik canlıların en gelişmişi olmakla.

Daha doğar doğmaz bir pakt imzalamış gibiydik. Bu paktı bizim yerimize kimin imzaladığını sormamamız konusunda eğitildik. Yine de sordu kimilerimiz. Hapsedildiler, katledildiler ve devrim hayallerini bize emanet ettiler.

Güneş ihanete uğramış bir tanrı gibi lanetliyor bizi

Birkaç yüzyıla dünyayı yaşanmaz hale getireceğimiz söyleniyor

Kimimiz barınacak yeni bir gezegen bulmakta kararlı

Kimimiz eriyen buzulların altındaki petrolü düşünecek kadar alçak

Görmeyecek olmanın rehavetiyle yüz yıl sonrasını bile

Miras bırakıldı can çekişen dünya sosyalizm fikri ile

Mikroskobik bir katil doğdu uzak Asya’da. Adını Covid-19 koydular. “Ekonominin ve piyasaların” dedi dünya tıbbının en yetkili kimseleri “en az hasar göreceği şekilde acil önlemler gerekmekte!”. Emperyalist devletlerin hantal ve pek ihtiyatlı yönetimleri özelleştirilmiş sağlık sistemlerine güveniyor, birlik ve beraberlik çağrısı yapıyordu.

Mikroskobik bir katil yayıldı uzak Asya’dan. Adım adım fethetti Avrupa ve Amerika’yı. Diz çöktü dünya. Böylesi büyük bir felaketi hiç görmediğimiz söyleniyor. Ekonomi ve piyasalar kumdan kaleler gibi yıkıldı, sağlık sistemleri buzdan heykeller gibi bozuldu. Market rafları ve hastane koridorlarında bu kez birbirimizi ezmeye devam ettik. Hayat uğruna ve sefalet pahasına evlerine kapatıldı çoğumuz, hırs uğruna ve ölüm pahasına fabrikalara gönderildi kimimiz. Şimdilerde Covid-19 boş sokaklarda geziyor, evlerin pencerelerini süzüyor. Yaşlı ve yoksulları seçiyor. Bilge bir şeytanın gururunu taşıyor gözlerinde.

Çaresizliğimi anla yeni insan

Yaşamın kaynağı ekonomi ve piyasalarsa

Şehrinin sokaklarında ölüm kol gezebilir

Ellerin başında öylece bakakalırsın

Salgından sonra dünyanın artık eskisi gibi olmayacağı söyleniyor, yalan söyleniyor. Yeni bir düzenden bahsedince suskunluğa gömülüyor herkes. “Virüsü yendik” diyecekler, biliyorum. Varsın desinler, geleceğe inanıyorum ben, hürriyete inanıyorum, sevgiye inanıyorum. Bu inançtan gücünü alıyor bir çift göz dolusu umudum.

İleri zamanlardaki gelişkin komünizmi bugünlerden düşlemek hayli zor. Kavgasını verdiği bir hayali tasvir edemeyen biri olmak insanı gülünç duruma düşürse de yeni yaşamların neye benzediğini bilememek, açıkça yanılmak beni ürkütüyor fakat gelişmiş bir komünizm bugün kurulabilmiş olsaydı hepimizin mutlaka barınacak bir evi, yiyecek yemeği olacaktı. Eğitim ve sağlıktan herkes payını alacak, hürriyet yeni bir salgın gibi yayılacaktı. Özgür olacaktık; yalnız irademize, ortak aklın egemen gücüne itaat edecektik, ne arzularımızın itkisine ne efendilerin buyruklarına. Birbirimizin açığını kollamayacak, birbirimize sevgiyle bakacaktık. Sınıflar olmayacaktı, savaşlar olmayacaktı, sömürü olmayacaktı, derin bir nefes verecektik, gözlerimiz parlayacaktı. Fabrikalarda ve tarlalarda alınlarımızdan oluk oluk ter hevesle akacaktı, makinelerimiz bir orkestra ahengiyle çalışacaktı. Ben muhakkak çiftçi olacaktım, bir avuç toprakta bile harikalar yaratacaktım. Umudum ve tahminim odur ki sizler böyle bir toplumda, böyle duygular içinde yaşamaktasınız.

            Martı yüksekten uçabiliyor diye onu hür sanma sakın

Ak kanatlarında görünmez kelepçeler takılıdır

Kudretini boş yere iğnesinde arama arının

Bal ancak kovandaki kardeşlikle tatlanır

Evlerinizde misafir olmak isterdim. Yemeklerinizi tatmak, şiirlerinizi okumak, dertlerinizi dinlemek, hayallerinizi kurmak… Gözlerinize bakmak isterdim, birinize sevdalanmak belki. Çünkü sizi uzayı merak eden bir çocuk gibi merak ediyorum. Duygularınızı merak ediyorum. İnancınızı, sanatınızı, biliminizi, siyasetinizi merak ediyorum. Mesela eski dünyaya özlem duyan var mıdır içinizde? Yüreğinizdeki ateşi yitirme ihtimaliniz bana endişe veriyor. Zira siz geçmişinizin liberal düzenini hep öğrenmek istemeli ve asla tam manasıyla öğrenmemelisiniz. Bizden insanlığı katleden sefiller olarak mı bahsedeceksiniz, yoksa neden ve sonuçların mantıksal etkileşiminden oluşan tarih zincirinin bir halkası mı? İkisi birden olabilir gibi geliyor.