Virüsün Öğrettikleri: Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz!

Gençlik, pandemi döneminde iktidar tarafından kenara itildi. Çünkü iktidarın bizden daha önemli işleri vardı. Mesela turizm patronlarının kârları. Otel sahipleri kâr edebilsin diye gençliğin bütün emekleri ve hayalleri çöpe atıldı. Bizleri eve tıkıp, bizle oyuncak gibi oynayan iktidar ise 1000 odalı saraylarda fasıl dinlemek ve ziyafet çekmekle meşguldü. Kendileri her hafta test olurken her yere özel araçlarla gidip gelirken bizler, kapasitesi dolmuş hastanelerde sıra bekleyip, toplu taşımalarda üst üste geleceğimizi belirleyen sınavlara gittik. Orada önlemleri alamayacak kadar beceriksiz bir iktidar, sorumluluğu yine bizlere, gençlere attı. Sınavı kazanamadığı için intihar eden, parası olmadığı için üniversite sınavlarına giremeyen, okumak için çalışmak zorunda bırakılan gençlerin sorumlusunun sermaye sınıfı ve onun siyasi savunucuları olduğunu hepimiz biliyoruz.

Ülkemizin önemli üniversitelerinden olan Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atayarak bilime ve gençliğe olan düşmanlıklarını bir kez daha göstermiş oldular. Arkadaşlarımız orada asla atanan rektöre boyun eğmediler! Mücadelelerinden vazgeçmeyi bir kere bile düşünmediler. Arkadaşlarımıza saldırdılar, barikatlar kurdular, “aşağı bakın” dediler ama cevap olarak “Aşağı Bakmıyoruz!” dedik. Haksız yere gözaltına alınan arkadaşlarımızın serbest kalması için mücadeleden ödün vermedik.

Liseli arkadaşlarımızı da yarı yolda bıraktılar. Online eğitime katılacak araç ve gereçlere sahip olmayan milyonlarca genci yine de sınava soktular. EBA’yı yürütemediler, öğretmenlerimizin maaşlarına yük olarak baktılar. Bizleri pandeminin en yüksek seviyeye ulaştığı zamanda küçücük sınıflarda sınav olmaya gönderdiler. Okulları açınca önlem almayı, kapatınca da online eğitimi beceremediler. Kendisi de özel okul patronu olan Ziya Selçuk özel okulların kayıt alabilmesi için dönem dönem okullarda eğitimin devam edeceğini duyurdu ne yapacağımızı bilemez olduk. Meslek liselerindeki arkadaşlarımızın staj ücretlerini vermediler ya da zaten birçoğu staj yeri bulamadı, köy okullarının öğrencilerine el uzatmadılar. Ama bütün bunlar yaşanırken eğitimde bir numarayız dediler!

Biz gençlerin eğitim hayatını hiçe sayan iktidar bizlerin genç yaşımızda patronların sömürüsü altında ezilmemizi istiyor. Patronların daha fazla kâr elde etmesi için düşük ücrete bizi mahkûm etmeye çalışıyorlar. Bu dönemde artan ve onlar için ihtiyaç haline gelen çocuk emeğinin bir sonucu olarak Afyon’da balıkçı dükkânında çırak olarak çalışan bir çocuk işçi maaşını almak üzere iş yerine gittiğinde patronundan dayak yedi. Hem de 5 saat! Çocuk işçiye “kendini savunduğu” için 2 yıllık hapis cezası istendi üstelik. Bu düzen gençlere patron dayağını layık görür. İkiyüzlü düzen partilerinin ağzından da ‘’gençler umudumuzdur, geleceğimizdir’’ gibi samimiyetsiz safsata cümleler eksik olmaz. Bizim bu düzenin yalanlara karnımız tok. AKP gitse yerine başka bir düzen partisi gelse de çocuk işçilerin ve sömürünün bitmeyeceğini biliyoruz. Sermaye sınıfından kurtulmadan gerçek kurtuluşun mümkün olmadığının bilincindeyiz. Orada saldırıya uğrayan dostumuza atılan her yumruk gençliğe ve vicdana atılmıştır.

Bu ülkenin ilerici gençlerinin, sürekli gericilik ve eşitsizlik üreten kapitalizmle bir derdi var ve olmalıdır da… Bu düzenin böyle gitmeyeceğinin de farkındayız. İktidarıyla muhalefetiyle bu düzen bize bir çıkış sunamıyor, sunamaz. Virüs bize bir şey öğretti, üstelik bu ders kitaplarında da yazmaz, kendi kaderimizi kendi ellerimize alacak olan adımları atmadan hiç kimse, hiç kimseyi hiçbir şeyden kurtaramaz. Bize umut olacak tek şey mücadele etmek olabilir o umudu üretecek araçta “Parti”dir. Gericiliğe karşı örgütlü mücadele şarttır ama nasıl başlayacağımız bir açıdan da önemlidir. Bu nedenle, Türkiye Komünist Partisi’ne gönüllü olmaya davet ederek bitirelim yazımızı. Hurafelerin değil bilimin egemen olduğu özgür bir Türkiye’yi beraber kuralım!

Kaan Kayra