Yağmur Yakar

Merhaba sevgili komünizm toplumu;

Bu mektuba başlamadan önce birkaç şeyi belirtmem yerinde olur diye düşündüm. Bunlardan en önemlisi (beni mazur görmenizi ummakla beraber) günümüzde mektuplaşmak azaldığından ve ben de insanlarla iletişime geçmek için çoğunlukla WhatsApp uygulamasını kullandığımdan, bu mektubun acemice olacağıdır.  Bunu söylemem biraz gereksiz kaçacaksa da, bu mektubun kapitalizm koşullarında işçi-öğrenci bir insan tarafından yazıldığını bilerek, kapitalizm koşullarını düşünerek bu mektubu okumanızı isterim.

Aslında bu mektubu yazmayı düşündüğüm günlerde bana sizin tarafınızdan bir cevap gelse ne kadar heyecanlı olurdu diye de hayal ediyordum  ve tabi ki söz konusu komünist toplumu. Size biraz kendi hayatımdan bahsetmek istiyorum. Bence bu bahis, mektubu sizin açınızdan ilginç kılacaktır. Eminim ki geçmişi idealist bir bakış açısıyla salt kötülük olarak görmüyorsunuzdur, geçmişi tarihsellikle ele alıyorsunuzdur ama bence her işçi-öğrencinin deneyimleri bu yüzden kritik olacaktır. Benim adım Yağmur, yirmi yaşında bir edebiyat öğrencisiyim, ikinci sınıftayım. Annemle yaşıyorum, ona destek olabilmek ve kendim geçinebilmek için part-time çalışıyorum. Bu işte net bir konumum yok. İş tanımı kapitalizmin bu aşamasında zaten yapılamıyor denebilir, binevi yolluk gibi her yerde kullanılıyorum. Çalıştığım yer bir Fast-food restoranıdır, orada her şey müşteri için hızlı olmalıdır anlamına gelir bu ama mesai saatleri işçiler için hiç de hızlı geçmez. Hele benim gibi her alanda faaliyet göstermesi beklenen Part-time ‘’kullan at’’ bir işçiysen onlar için. İş yerindeki herkes, neredeyse tüm gün oturan müdürler bile “en ağır iş benimki” diye yakınır durur. İşte çalışmaktan eriniyor değilim hatta memnunum denebilir. Bu memnuniyeti yaratansa koşullardı, çünkü benim durumumda çalışmazsan geçinebilmek imkansız. Dolayısıyla elindeki iki kuruş parayla mutlu oluyorsun. Bu hengamede kendime vakit ayırmam epey zor oluyordu. Örgütlenme mücadelemi iş ortamına taşımak zorlayıcı henüz ama elimden geleni yapmaya gayret ediyorum. Bu düzende okul ve iş alanımı kapsayan mücadelemde hayatım kısaca böyleydi. Korona virüs salgını ortaya çıkmadan önce böyleydi daha doğrusu. Ortaya çıktığı ilk vakitlerde iş çevremde sıklıkla dalga geçiliyordu, tabiki doğru dürüst önlem alınmayacaktı; halka maske bile dağıtılmayacaktı, ücretsiz izinler olacaktı vs. Bunları önceden kestirebiliyordum. Yani her zaman olduğu gibi sermaye sınıfının çarkları dönsün diye o çarkların arasında ezilen işçi sınıfı olacaktı. Üstelik toplumsal şiddet insanların eve tıkıldığı günlerde daha da artacaktı. Partim ve gerekli organları yerinde açıklamalar ve tedbirlerle önlemler aldı, iş yerim, okulum kapandı. Alacağım olan son maaşımı alarak ücretsiz izne çıkartıldım. Online da olsa sosyalizm mücadelesine ara veremeyiz. Bu virüs kapitalizmin ne kadar akılsız ve insanlık dışı bir düzen olduğunu bir kez daha kanıtladı. Kolayca önüne geçilebilecek bir salgın hastalık bir sürü cana mal oldu. Ölmeyenler ya da evde kalıp hastalıktan kurtulanlar da faturalarla, ev kiralarıyla boğuşmakta. Tüm bunlar okuyunca bir kabus gibi gelecektir fakat insanlık bu kabustan uyanacaktır. Mücadelemiz hız kesmeden sürecektir, buna inan sevgili komünist toplum. Bu mektubu sonlandırırken mücadeleye olan azmim ve inancım artıyor.